Mikis Theodorakis: Direnişin Bestecisi

Mikis Theodorakis: Direnişin Bestecisi
Babam 1926 doğumlu aynı kuşaklar, Thedorakisi sadece bir besteci sanatçı olarak değil bize ve dünyaya emek ve yol vermiş örnek bir hayat sergilemiş bir insan olarak gördük ve çok sevdik onu, hayranlık duyduk. Cenazesine gitmek istemiştim ancak Pandemiye denk geldi. 7 kez Girit'e giden bir olarak bir daha gidersem mezarına bir zeytin dalı bırakmayı hedefledim ve geçen yıl dostumuz Eva KOUTSOGİANNAKİ 'nin kızı Eleanna' nın düğününde bu isteğimi gerçekleştirdim.
Onu İnsanlık hiç bir zaman unutmayacak...
(29 Temmuz 1925 – 2 Eylül 2021)
Mikis Theodorakis, 20. yüzyıl Yunanistan'ının hem en büyük bestecisi hem de en tartışmalı siyasi figürlerinden biriydi. Binden fazla şarkı, yedi senfoni, dört opera, baleler ve onlarca film müziği besteledi. Onu efsaneleştiren ise sanatının siyasi mücadeleyle iç içe geçmesiydi. İşkence gördü, iki kez diri diri toprağa gömüldü, defalarca sürgüne gönderildi, yıllarca hapis yattı. Yine de bestelemeyi hiç bırakmadı.
Çocukluk ve direniş
29 Temmuz 1925'te Sakız Adası'nda doğdu. Babası Giritli bir hukukçu ve devlet memuruydu, annesi ise Çeşme'den göçmüş bir Rum ailenin kızıydı. Babasının görevi yüzünden çocukluğu Yunanistan'ın farklı şehirlerinde geçti. Bizans kilise müziği ve halk ezgileriyle büyüdü. 12 yaşında keman çalmaya ve ilk bestelerini yapmaya başladı, 17'sinde ilk konserini verdi.
1943'te Tripoli'de bir İtalyan subayına vurduğu için tutuklanıp işkence gördü, ardından ailesi onu Atina'ya gönderdi. Orada konservatuvara başlarken direnişe de katıldı: önce EPON'a, sonra EAM'ın askeri kanadı ELAS'a. Gelecekteki eşi Myrto Altinoglou ile de bu yıllarda tanıştı.
Savaşın ardından gelen iç savaşta solun safında yer aldı ve bunun bedelini ağır ödedi. Bir gösteride dövülüp ölü sanılarak morga bırakıldı. 1947'de İkarya'ya, 1948'de solcuların "yeniden eğitim" adı altında işkenceden geçirildiği Makronisos kampına sürüldü. Marksizmle cezaevinde tanıştı.
Paris ve şiirle buluşma
1953'te Myrto ile evlendi, ertesi yıl Paris'e taşındılar. Paris Konservatuvarı'nda Olivier Messiaen'in öğrencisi oldu. Bu yıllarda yazdığı senfoni, konçerto ve baleler uluslararası beğeni topladı. 1957'de jüri başkanlığını Şostakoviç'in yaptığı Moskova festivalinde altın madalya kazandı, 1959'da "Yılın En İyi Avrupalı Bestecisi" ödülünü aldı.
Dönüm noktası 1958'de geldi. Karısını arabada beklerken Yannis Ritsos'un Epitaphios şiirini okudu ve ilk sekiz bölümünü orada besteledi.
Halkın müziğiyle büyük şiiri evlendirmek
1960'ta Yunanistan'a döndü ve şarkı formuna yöneldi. En büyük devrimi de bu oldu. O güne kadar "düşük kültür" sayılan, meyhanelerle ve işçi sınıfıyla özdeşleşen rebetiko'yu ve buzukiyi; Ritsos, Seferis ve Elytis gibi büyük şairlerin dizeleriyle buluşturdu. Böylece şarkıları hem meyhanede hem konser salonunda çalınabilir hale geldi. Bu sentezin başyapıtları şunlardır:
Epitaphios
Axion Esti (Yunanistan'da neredeyse ikinci milli marş sayılır)
Romiosini
Holokost'u anlatan Mauthausen Baladı
Cunta, hapis ve sürgün
1963'te solcu milletvekili Lambrakis'in öldürülmesi üzerine Lambrakis Demokratik Gençliği'ni kurdu. 1964'te EDA'dan Pire milletvekili seçildi. 21 Nisan 1967'deki albaylar darbesinin ardından şarkıları yasaklandı. Direniş örgütü PAM'ı kurdu ve dört ay saklandıktan sonra yakalandı. Bunu tecrit, açlık grevi, ailesiyle birlikte Zatouna sürgünü ve Oropos toplama kampı izledi.
Şostakoviç, Bernstein, Arthur Miller ve Harry Belafonte'nin de destek verdiği uluslararası bir kampanya başladı. Bunun sonucunda 1970'te Paris'e sürgüne gitmesine izin verildi. Onu havalimanında Costa-Gavras, Melina Mercouri ve Jules Dassin karşıladı. Sürgünde cuntaya karşı dünyayı dolaştı; Allende, Palme, Brandt ve Mitterrand'la görüştü. 1974'te cunta çökünce ülkesine döndü.
Bağımsız bir komünist
KKE ile ilişkisi hep inişli çıkışlı oldu. 1968'de bölünen partinin hiçbir hizbine katılmadı. Zamanla "sınıf mücadelesi"nden çok "Romiosini"yi, yani Helen kimliğini öne çıkardı. 1989'da siyasi krizi aşmak için muhafazakâr Yeni Demokrasi listesinden bağımsız milletvekili oldu. 1990-1993 arasında Mitsotakis hükümetinde Devlet Bakanı olarak çalıştı; Türk-Yunan ilişkileri de görev alanları arasındaydı. Yine de ölümünden bir yıl önce KKE'ye yazdığı mektupta dünyadan bir komünist olarak ayrılmak istediğini söyledi.
Sinema
Dünya çapındaki ününün büyük kısmı film müziklerinden gelir. Zorba (1964) kariyerinin zirvesiydi. Anthony Quinn'in dans ettiği sirtaki aslında film için icat edilmişti, buna rağmen Yunanistan'ın müzikal simgesi oldu. Costa-Gavras'ın Z'si (1969) direnişin küresel simgesine dönüştü. Phaedra, Electra ve Serpico da önemli işleri arasındadır. İlginç bir ayrıntı: Luna de Miel filmi için yazdığı tema, Beatles tarafından "The Honeymoon Song" adıyla kaydedildi.
Dostlukları
Şair Yannis Ritsos, besteci kimliğinin en belirleyici ortağıydı. Pablo Neruda'yla kurduğu dostluk Canto General oratoryosunu doğurdu; 1976'da dostunun anısına Requiem Eterna'yı besteledi. Maria Farantouri onun sesi oldu. Canto General'i dünyaya taşıdı ve 1975'te Atina'da 125 bin kişiye söyledi. Hollywood'a uzanan köprüsü ise Zorba ve Z'nin oyuncusu Irene Papas'tı.
Türk okuru için en anlamlısı, Zülfü Livaneli ile dostluğudur. 1983'te Atina'da tanıştılar. 1986'da Theodorakis ilk kez İstanbul'a geldi. Sarıyer'deki Urcan Lokantası'nda, rakı masasında bir dernek kurmaya karar verdiler. Aynı yıl Aziz Nesin, Yaşar Kemal ve Zeynep Oral'ın da aralarında olduğu isimlerle Türk-Yunan Dostluk Derneği kuruldu. İkili yüzlerce ortak konser verdi. Efes'te otuz bin kişiyle geçen gece, Livaneli'nin unutamadığı anılardandır. Theodorakis'in hasta yıllarında Livaneli onu düzenli olarak ziyaret etti, cenazesine de Atina'ya giderek katıldı.
Aşkı, ölümü ve mirası
Hayatının tek büyük aşkı Myrto oldu. Hapis, işkence ve sürgün dahil, 68 yıl boyunca hiç ayrılmadılar. İki çocukları oldu: Margarita ve babası gibi besteci olan Yorgos.
Theodorakis, 2 Eylül 2021'de 96 yaşında Atina'daki evinde hayatını kaybetti. Akropolis'te bayrak yarıya indirildi, üç günlük ulusal yas ilan edildi. Ailesi onu Vrahati'ye gömmek istedi, ancak sonunda vasiyetine uyuldu. 9 Eylül'de Girit'te, Galatas köyünde babası ve kardeşinin yanına defnedildi.
Bugün sirtaki dünyanın her yerinde Yunanistan'ı çağrıştırıyor, Axion Esti hâlâ bir milli marş gibi söyleniyor. Ama Theodorakis'in asıl mirası, müziğin otoriter rejimlere karşı direnişin evrensel dili olabileceğini kanıtlamasıdır. Bir de sanatın, tarihsel düşmanlıklara rağmen iki halkı birbirine yaklaştırabileceğini göstermesi.

Comments