top of page
Search

Hâlâ Törpülenmedim.

Writer: Murat Igcioglu
Murat Igcioglu
7 hours ago
3 min read

@Murat IGCIOGLU

Eğilmeyen boyun

Ben hayatım boyunca kimsenin kıçını yalamadım. Bunu övünmek için söylemiyorum; bazen bedelini ödediğim bir huy olarak söylüyorum.

Burnu havada, insanlara tepeden bakanların yanında hiç rahat edemedim. Onlara yaltaklananların yanında ise hiç duramadım. O sofralardan kalktım, o odalardan çıktım, o çevrelerin kıyısından bile geçmemeye çalıştım. Hayatım boyunca hep böyleydi.

Bu huyu nereden aldığımı biliyorum: babamdan. 1926 doğumlu, on altı yaşında Bursa'daki Orman Koleji'nden çıkıp Yozgat'a orman bölge şefi olarak gönderilmiş bir adam. Maaşının neredeyse tamamını kitaba, Varlık Yayınları'nın o küçük cep kitaplarına verirdi.

Ben o kitapların arasında büyüdüm. Babam bize eğilmemeyi anlatarak öğretmedi; yaşayarak gösterdi. Biz de gördük.

Bizi büyütenler

Babamın raflarından ve sokağın sesinden kimler geçmedi ki hayatımıza. Deniz Gezmişlerle büyüdük. Granma'yla dünyaya yelken açan Che'yle, Fidel'le, Lenin'le, Marx'la büyüdük.

Dünyadaki ezilmişliği sevmeyi, sevilmeyi, örgütlenmeyi Nazım Hikmet'le öğrendik. Ahmed Arif'le acılarımızı yaşadık. Orhan Veli'yle naif olmayı, sade bir sesle büyük şeyler söylemeyi öğrendik. Orhan Kemal'le fakirlerin adamı olduk.

Yaşar Kemal başkaydı. En sevdiğim yazarlardandır. Kendini parlatmasını, kendini yukarıya çekmesini hep takdirle izledim; hakkıdır da. Çünkü onun İnce Memed'i gibi, Çakırcalı Efe'si gibi, bir avuç öyküden destan çıkaran başka bir kalem yoktur. Kendimizi nasıl parlatacağımızı, eğilmeden nasıl yükseleceğimizi biraz da ondan öğrendik.

Sonra örgütlendik. Ülkeyi, işçiyi, köylüyü, dünyayı değiştirmek istedik. O hedef yıllar içinde elimizden kayıp gitti; dünya izin vermedi, biz de yolumuzu yeniden çizdik. Ama o yıllardan geriye bir şey kaldı: haksızlık karşısında susamamak.

Aykırılığın bedeli

İsyankârlık tek bir yerde durmuyor. Doğru olmayana "doğru değil" demek, yanlışlarla mücadele etmek, her ortamda adalet istemek insanı ister istemez aykırı adam yapıyor.

Tenis kortunda da aynı şey, yemek masasında da. Bir çalışana tepeden konuşulduğunda susamamak da aynı şey. Taksicilerin mafyasına, bugünün kurye mafyasına öfkelenmek de.

Kuryeler konusunda sözümü sakınmadan ama dikkatle söylemek istiyorum. Yağmurda, çamurda kapımıza yemek getiren o insanların büyük çoğunluğu emekçi; alın teriyle geçinen insanlar. Ama bir kısmının içinde uyuşturucunun, silahın, kaçak malın dağıtım ağı kurulmuş. Eskiden torbacılar vardı; bugünün torbacılarının bir kısmı motosikletin arkasında kutuyla dolaşıyor.

Taksilerde de bir grup aynı. Bu grupların bütün bir mesleğe damgasını vurmasına kesinlikle karşıyım. Ne o işi namusuyla yapanlara haksızlık edilsin isterim, ne de o karanlığa göz yumulsun.

Ama bir gerçeği de artık biliyorum: Bu yapılarla tek başına mücadeleye kalkmak insanın ölümüne sebep olabilir.

Beni kurtaran kadın

Beni bir şey kurtardıysa, karım kurtardı. Bunu iltifat olsun diye değil, olduğu gibi söylüyorum.

O benim tam tersim. Ben sesimi yükseltirken o sesini alçaltır. Ben ayağa fırlarken o koluma dokunur. Bir bakışıyla, usulca söylenmiş bir "bırak" ile beni kavganın kıyısından geri çeker.

Yıllarca bunu bir fren sandım. Meğer beni hayatta tutan şey buymuş. Ben fırtınayken o liman oldu; ben kabarırken o beni sakin sulara, yere, hayata indirdi.

Onun sakinliği korkaklık değil, cesaretin en zor hâli. Haklı olmakla hayatta kalmak arasındaki farkı bana o öğretti. Beni hiçbir zaman değiştirmeye çalışmadı; isyanımı da sevdi, adalet duygumu da. Sadece o isyanın beni yiyip bitirmesine izin vermedi. Bunu yaparken bir kez bile beni küçültmedi.

Bu evin direği odur. Benim taşkınlığım ancak onun dinginliğinin yanında anlam buldu. Bugün hâlâ ayaktaysam, hâlâ kortta, hâlâ sofrada, hâlâ yazıyorsam, bunda onun payı benimkinden büyüktür.

Yaşamak her şeyden önce

Ben de yıllar içinde isyankârlığımı törpülemeye çalıştım. Dürüst olayım: Hâlâ törpülenmiş değilim. Bir haksızlık gördüğümde içimde hâlâ bir şey kabarıyor, hâlâ susamıyorum.

Ama artık şunu biliyorum: İsyan da yaşamak içindir. Ölü bir adamın adalet duygusu kimseye yaramaz. Nazım boşuna yazmadı yaşamanın şakaya gelmediğini, ona büyük bir ciddiyetle sarılmak gerektiğini.

Törpülemek isyandan vazgeçmek değilmiş. İsyanı yaşamaya hizmet eder hâle getirmekmiş. Hangi kavgaya gireceğini seçmek, hangisinden elini çekeceğini bilmek. Kimsenin kıçını yalamadan ama kimsenin bıçağına da boynunu uzatmadan yaşamak.

Bugün hâlâ yaşamak istiyorum. Kortta bir topun peşinden koşmak, eski dostlarla bir sofraya oturmak, bir kitabın sayfasını çevirmek, sabah kahvemi karımın yanında içmek istiyorum. Yaşamak her şeyden önce geliyor. İsyanım da, öfkem de, adalet arayışım da ancak yaşarsam bir anlam taşıyor.

Bunu bana en iyi öğreten de her seferinde koluma dokunup "Bırak, gel" diyen o kadın oldu.

 
 
 

Recent Posts

See All

Comments


  • Facebook
  • LinkedIn
  • Instagram

©2022 by Experience.

bottom of page