top of page
Search

Aydın Vilayetinde Kölelik, İngiliz Çiftlikleri ve Pamuk (1839-1918)

Writer: Murat Igcioglu
Murat Igcioglu
7 hours ago
15 min read

Oct 12, 2026 · @Murat IGCIOGLU

Giriş

XIX. yüzyılda Aydın Vilayeti'nde toprak, pamuk ve insan emeği aynı ekonomik dalganın içinde el değiştirdi. Bu makale o dalgayı üç iç içe hikâyeyle anlatıyor: Sultan Abdülmecid'in pamuk denemeleri, İngiliz tüccarların kurduğu çiftlikler ve bu çiftlik ekonomisinin gölgesindeki Afrikalı köle ticareti.

Temel kaynak, Aysun Sarıbey Haykıran'ın 2013'te Ege Üniversitesi'nde savunduğu Aydın Vilayeti'nde Çiftlikler (1839-1918) başlıklı doktora tezidir (danışman Prof. Dr. Sabri Sürgevil). Tez; Osmanlı arşiv belgelerini, vilayet salnamelerini ve İngiliz konsolosluk raporlarına dayanan çalışmaları bir araya getirir. Tezde bulunmayan konular, yani İzmir'deki İngiliz konsolosluğunun tarihi, Abdülmecid döneminin pamuk girişimleri ve azatlıların bugünkü izleri, başka akademik yayınlar ve dönemin gazeteleriyle tamamlandı.

Parantez içindeki sayfa numaraları tezin basılı sayfalarını gösterir. Bir uyarı: tezin kendisi de belirttiği gibi, çiftliklerde köle emeğine dair arşiv malzemesi çok azdır (s. 7). Bu konudaki sayılar çoğunlukla Orhan Kurmuş'un İngiliz konsolosluk raporlarından yaptığı tahminlere dayanır; kesin değil, yaklaşık okunmalıdır.

19. yüzyılda Aydın Vilayeti: sınırlar ve idari yapı

XIX. yüzyılın ikinci yarısında "Aydın" denince bugünkü Aydın ilinden çok daha geniş bir bölge anlaşılıyordu. Merkezi İzmir olan Aydın Vilayeti, bugünkü İzmir, Manisa, Aydın, Muğla ve Denizli illerinin neredeyse tamamını kapsıyordu.

Üç ayrı "Aydın". Belgeleri okurken üç düzeyi ayırmak gerekir:

  • Aydın Vilayeti: Merkezi İzmir'dir; vali İzmir'de oturur.

  • Aydın Sancağı: Vilayetin beş sancağından biridir; merkezi Aydın şehri, yani Güzelhisar'dır.

  • Aydın kazası: Güzelhisar ve çevresidir.

Eyaletten vilayete. 1826'da Aydın, Hamid, Sığla (İzmir), Saruhan ve Teke sancakları birleştirilerek Aydın Eyaleti kuruldu. 1838'de eyalet Aydın, Saruhan, Menteşe ve Sığla sancaklarından oluşuyordu. Merkez birkaç kez İzmir ile Güzelhisar arasında gidip geldi: 1843'te Güzelhisar'a taşındı, Damat Halil Paşa döneminde yeniden İzmir'e döndü. Bu yüzden resmî yazışmalarda eyalete "İzmir Eyaleti" bile deniyordu (s. 24, dn. 48).

1850'lerde Tire, Ödemiş, Birgi ve Ayasuluğ, vergi toplamadaki karışıklığı önlemek için İzmir'e bağlandı; Söke ise Aydın Sancağı'na geçti (s. 25). 1864 Vilayet Nizamnamesi'nin uygulanmasıyla bölge 1867'de vilayet olarak örgütlendi.

Sınırlar ve büyüklük. 1879 tarihli Aydın Vilayet Salnamesi'ne göre vilayetin güneyi ve batısı denizle çevriliydi. Kuzeyinde Karesi Sancağı, kuzeydoğusunda Hüdavendigâr Vilayeti, doğusunda Konya Vilayeti vardı. Salname yüzölçümünü 54.800 km² olarak verir ve vilayeti 4 sancak, 5 merkez nahiye ve 34 kazaya ayırır (s. 24). Başka kaynaklar 53.798 km² ve 45.000 km² gibi farklı rakamlar verir; bunlar dönemin imkânlarıyla yapılmış tahminlerdir.

1884'te Denizli Sancağı da vilayete katıldı. 1903-1904 tarihli Devlet Salnamesi'ne göre vilayette 5 sancak, 35 kaza, 50 nahiye ve 2.787 köy vardı (s. 26). Vilayet en geniş sınırlarına II. Meşrutiyet'ten sonra ulaştı; Çine, Söke, Nazilli ve Karacasu Aydın Sancağı'na, Tire, Bayındır ve Ödemiş İzmir Sancağı'na bağlıydı.

Şema, vilayetin II. Meşrutiyet sonrasındaki en geniş hâlini gösteriyor; Aydın Sancağı beş sancaktan yalnızca biriydi.

Nüfus ve toprak. 1889 salnamesi vilayet nüfusunu 1.392.497 olarak verir: 1.092.929 Müslüman, 206.960 Rum, 21.392 Yahudi ve 12.965 Ermeni. 1897'de 1.478.424, 1911-1912'de ise 2.194.419 kişi sayıldı (s. 27-28). Büyük ve Küçük Menderes, Gediz ve Bakırçay vadileriyle vilayet imparatorluğun en verimli tarım bölgelerinden biriydi. Ürünlerini İzmir limanı üzerinden Avrupa'ya satıyordu (s. 32-33).

İngiliz konsolosluğu: Aydın'ın İngiliz temsilcisi İzmir'deydi

İngiltere'nin Aydın bölgesindeki resmî temsilciliği Aydın şehrinde değil, vilayet merkezi İzmir'deydi. Levant Kumpanyası'nın (Levant Company) İzmir'e ilk konsolosu 1611'de atandı. Kumpanya 1825'te tasfiye edilince konsolosluk doğrudan İngiliz Tacı'na geçti.

Temel tarihler

  • 1611: Levant Kumpanyası'nın İzmir'deki ilk konsolosu atandı. Kumpanyanın İzmir'e atadığı son konsolos 1794 tarihlidir (JHSE).

  • 1825: Kumpanya kapatıldı; İzmir'deki konsolosluk yerleşkesi ve hastane arazisi Taç'a geçti (Room for Diplomacy).

  • 1860-1909: İzmir konsolosları Aydın Vilayeti'nin tarımı, pamuğu, ücretleri ve köle ticareti üzerine düzenli raporlar yazdı. 1860'ta konsolos, vilayetteki 991.700 kişinin yaklaşık 110.000'inin göçer olduğunu tahmin etti (s. 213). Aynı yıl yedi İngiliz'in büyük çiftlikler satın aldığını bildirdi (s. 69).

  • 1865 ve 1868: Konsolos Cumberbatch, pamuk üretimi ve ticaret üzerine raporlar yazdı (s. 183, 215).

  • 1889-1890: Başkonsolos Frederic Holmwood, Aydın'daki büyük kuraklığı raporladı (s. 140).

  • 1892-1893: İzmir'deki konsolosluk binaları yaklaşık 7.000 sterline yeniden yapıldı (Room for Diplomacy).

  • 1909: Konsolos yardımcısı Heathcote-Smith, Torbalı'daki tarım makineleri sergisinin çiftçilerin ilgisini artırdığını yazdı (s. 156).

  • 1916: I. Dünya Savaşı boyunca İngiliz binalarına Amerikan başkonsolosu baktı.

  • Eylül 1922: İzmir yangınında konsolosluk binaları harap oldu; konsolosluk kiralık bir binaya taşındı (Room for Diplomacy).

Bugün Batı Anadolu çiftlikleri üzerine bildiklerimizin büyük kısmı bu raporlara dayanır. Orhan Kurmuş'un Emperyalizmin Türkiye'ye Girişi kitabı özellikle bu kaynaktan beslenir (s. 4).

Aydın şehrinde ayrı bir konsolosluk var mıydı? Taranan kaynaklarda (tez, İngiliz diplomatik mülk kayıtları ve Levanten aile arşivleri) Güzelhisar'da açılmış ayrı bir İngiliz konsolosluğu ya da konsolos yardımcılığı kaydına rastlanmadı. Bunun bir nedeni idari yapıdır: Aydın valisi İzmir'de oturuyordu. İngiliz konsolosları da köle azadı gibi işlerde doğrudan "Aydın Valisi"ne başvuruyordu (s. 221).

İngiliz varlığı Aydın şehrine daha çok demiryolu ve şirketler aracılığıyla ulaştı. İzmir-Aydın demiryolu imtiyazı 22 Eylül 1856'da İngiliz sermayeli Ottoman Railway Company'ye verildi; ilk tren 1 Temmuz 1866'da Aydın'a ulaştı (Wikipedia). MacAndrews & Forbes ilk meyan kökü fabrikasını 1854'te Aydın'da açtı (s. 168).

  • Açık soru: Aydın'da bir konsolos yardımcısı ya da konsolosluk ajanı olup olmadığı, yıllık Foreign Office List ciltlerinden ve İngiliz Ulusal Arşivi'nin FO 78 ve FO 195 serilerinden kontrol edilebilir.

Sultan Abdülmecid ve pamuk: bir sultanın Amerikan rüyası

Abdülmecid (saltanatı 1839-1861), pamuk üretimini planlı denemelerle büyütmeye çalıştı. Ama döneminin denemeleri başarısız oldu. Bunların en ünlüsü, Amerikalı bir plantasyon uzmanının köle emeğiyle kurduğu numune çiftlikti. Pamuk asıl patlamasını, Abdülmecid öldükten hemen sonra Amerikan İç Savaşı yüzünden yaşadı.

Neden pamuk?

Tanzimat'ın ilk yıllarında devlet, İstanbul çevresinde kurduğu fabrikalara hammadde arıyordu. 1847'de Yeşilköy'deki Ayamama Çiftliği'nde açılan Ziraat Talimhanesi'nin bir gerekçesi de buydu: Yedikule'deki bez fabrikasının ipliği için pamuk yetiştirmek. İlk uygulamalı pamuk eğitimi burada verildi (s. 156).

Batı Anadolu ise zaten eski bir pamuk bölgesiydi. 1702'de Manisa'yı ziyaret eden bir gözlemci, kentteki tek önemli ticari faaliyetin pamuk ticareti olduğunu yazmıştı (s. 30, dn. 69).

Dr. Davis ve Ayastefanos deneme çiftliği (1846-1849)

  • Davet: Sultan, ABD Başkanı James K. Polk'tan pamuk yetiştirmeyi bilen bir uzman istedi. Güney Carolina'nın Columbia kentinden Dr. James B. Davis görevlendirildi (Bailey, Practical Angora Goat Raising).

  • Köle emeği fikri: Misyoner Cyrus Hamlin'e göre Sultan, Amerika'nın pamuktaki başarısının ucuz emekten, yani köle gücünden gelip gelmediğini merak ediyordu. Davis, Ayastefanos'taki (Yeşilköy) pamuk deneme çiftliğine "birkaç köle ile" geldi (s. 156-157).

  • 1847 hasadı: 27 Ekim 1847 tarihli Georgia Journal and Messenger, Davis'in İstanbul yakınındaki numune çiftlikte Nisan'da ekime başlayıp Mayıs'ta bitirdiğini yazdı. Haber, mahsulün koza dolu olduğunu, yaklaşık yüz balya beklendiğini ve Sultan'ın Davis'e yakın ilgisini aktarıyor; "Carolinalı zencilerden" de söz ediyordu (Georgia Journal and Messenger).

  • Sonuç: Deneme başarıya ulaşmadı. Hamlin'e göre "her isteği karşılanan ve ödüllendirilen Dr. Davis'in bu başarısızlıkta bir hatası olduğu söylenemezdi" (s. 157). Ziraat Talimhanesi de öğrenci, öğretmen ve ders aracı eksikliği yüzünden 1851'de kapandı (s. 157).

  • Dönüş: Davis 1849'da ABD'ye dönerken Sultan ona dokuz Ankara keçisi hediye etti. ABD'deki Ankara keçisi yetiştiriciliğinin başlangıcı bu hediye kabul edilir (Bailey).

Bu deneme dönemin çelişkilerinden birini gösterir. Aynı padişah 1847'de İstanbul Esir Pazarı'nı resmen kapattı (s. 220). 1857'de de Afrika'dan köle getirilmesini yasaklayan fermanı çıkardı (Wikipedia). Ama pamuk için Amerikan plantasyon modelini köle emeğiyle birlikte denemekten kaçınmadı.

Manchester ve İngiliz pamuk şirketleri (1856-1861)

  • 1856: İngiliz sermayeli Küçük Asya Pamuk Şirketi (Asia Minor Cotton Company) ilk kez kuruldu ve başarısız oldu (s. 165).

  • 1857: Manchester'lı fabrikatörler, Amerikan pamuğuna bağımlılığı kırmak için Manchester Cotton Supply Association'ı kurdu (Durmuş 2025).

  • 1858: Dernek, temsilcisi Robert A. Carleton'ı İstanbul'a gönderdi. Carleton, Hariciye Nazırı Fuad Paşa ve ticaret nazırlarıyla görüştü. Osmanlı hükümeti Manchester tohumlarını gümrükten muaf tuttu (8 Mayıs 1858), valilere tavsiye mektupları yazdı (Mayıs 1858) ve İngilizce pamuk broşürünün çevrilmesini kabul etti (Eylül 1858). Amerikan tohumları İngiliz konsolosları aracılığıyla taşraya dağıtıldı. Raporlara göre iklim uygundu; engel ulaşım masrafı, ilkel aletler, iltizam sistemi ve çırçır-balya makinelerinin yokluğuydu (Durmuş 2025).

  • 1861: Sadrazam Kıbrıslı Mehmed Paşa, Mart 1861'de Fransız orman mühendisi Louis Tassy'den pamuk üretimini artırmak için bir lâyiha istedi. Tassy raporunu 20 Nisan 1861'de sundu. Abdülmecid 25 Haziran 1861'de öldü; rapor Ağustos 1861'de onaylanarak 1862 Pamuk Beyannamesi'nin temeli oldu (Durmuş 2025).

Mirası: Abdülaziz döneminde pamuk patlaması (1862-1870)

Abdülmecid döneminin hazırlıkları, Amerikan İç Savaşı (1861-1865) İngiliz fabrikalarını pamuksuz bırakınca meyvesini verdi. 1862 beyannamesine göre pamuk için açılan yeni topraklar çiftçiye bedelsiz verilecek ve beş yıl vergiden muaf tutulacaktı. İhracat vergisi on yıl sabit kalacak, makine ve tohum gümrüksüz girecek, her bölgede yıllık pamuk sergisi açılacaktı. İmparatorluktaki ilk pamuk komisyonu İzmir'de kuruldu (Durmuş 2025).

1863'te Anadolu'ya 295 ton pamuk tohumu dağıtıldı; 1866'da Londra Sefareti'nden 300 ton tohum istendi (s. 165-166). Daha önce, 1863'te, Bergama'daki Peştamalcı Çiftliği'nde Amerikan pamuğu ve İngiliz aletleriyle bir "çiftlik modeli" kuruldu (s. 167). Aydın Vilayeti'nde pamuk tarlaları hızla büyüdü (s. 166):

Yer

Önceki alan (dönüm)

Sonraki alan (dönüm)

Dönem

Aydın dolayları

18.000

70.000

1861 → 1862*

Torbalı

15.200

34.800

1862 → 1863

Kasaba (Turgutlu)

20.000

24.000

belirtilmemiş

Bayındır

4.200

11.600

1862 → 1863

*Tezde iki tarih de 1862 olarak basılmış; aynı paragraftaki "1862'de, 1861'e göre 4 kat" ifadesine göre karşılaştırma 1861-1862 arasıdır.

Nazilli yakınlarında tek bir çiftçi 17.600 dönüm pamuk ekiyordu; demiryolunun henüz ulaşmadığı Denizli'de 7.000 dönüm pamuğa ayrıldı. İzmir bölgesinin toplam üretimi 45.000 balya temiz pamuğa ulaştı. Ama kötü hava, Amerikan tohumunun beklenen verimi vermemesi ve savaş bitince İngiltere'nin yeniden Amerikan pamuğuna dönmesi yüzünden 1870'ten sonra üretim hızla düştü (s. 166).

İngilizlerin Aydın'daki çiftlikleri: neden geldiler, ne yaptılar, ne zaman gittiler

İngiliz tüccarlar 1840'lardan itibaren, asıl olarak da 1860'larda İzmir'in art bölgesinde toprak satın aldı. 1857-1892 arasında İzmir, Kuşadası, Aydın, Tire, Bornova, Buca, Nazilli, Ayasuluğ ve Bergama'da yaklaşık 2,5 milyon dönüm araziyle pamuk plantasyonları ve bağlar kurdular (s. 69). Ama bu girişimin büyük kısmı bir kuşak içinde sönümlendi. Pamuk 1870'ten sonra çöktü, toprakların bir bölümü 1880'lerden itibaren II. Abdülhamid'in Hazine-i Hassa'sına satıldı, kalan İngiliz iş dünyası da 1914-1922 arasında ağır darbe aldı.

Kimdi bunlar?

Çiftlik sahiplerinin çoğu yeni gelenler değil, kuşaklardır İzmir'de yaşayan Levanten İngiliz tüccar aileleriydi: Whittall, Maltass, Abbott, Clarke, Wilkin, Paterson, Edwards, Perkins ve Rees gibi. Bu aileler Bornova ve Buca'daki köşklerinde yaşardı; İngiliz aileler daha çok Buca'yı, Fransızlar Bornova'yı seçmişti (s. 98-99). Whittall ailesinin kurucusu Charlton Whittall 1811'de İzmir'e yerleşmiş ve "C. Whittall ve Ortakları" şirketini kurmuştu (s. 198).

Neden geldiler?

  1. Serbest ticaret: 1838 Balta Limanı Antlaşması İzmir'i Avrupa pazarına açtı. 1839'da İzmir'in palamut, kökboya, kuru incir ve üzüm, ham ipek ve pamuk ipliği ihracatında en büyük alıcı İngiltere'ydi (s. 30).

  2. Lancashire'ın pamuk açlığı: İngiliz fabrikaları Amerikan pamuğuna bağımlıydı. İç Savaş bu bağımlılığı krize çevirdi ve Batı Anadolu yeni bir kaynak olarak görüldü.

  3. Demiryolu: İzmir-Aydın hattı İngiliz sermayesiyle yapıldı. İngiliz girişimciler, demiryolunun tarımı ve ticareti geliştirip kârı artıracağı beklentisiyle hat boyunca toprak aldı (s. 69).

  4. Hukuk: 1858 Arazi Kanunnamesi ve 1867'de yabancılara Osmanlı ülkesinde taşınmaz edinme hakkı tanınması, alımları yasal güvenceye bağladı (s. 69, 99).

Ne zaman, ne kadar toprak aldılar?

  • 1840: İthalat-ihracat tüccarı W. Williamson 2.620 dönüm aldı.

  • 1860: İzmir konsolosu yedi İngiliz'in büyük çiftlikler satın aldığını bildirdi.

  • 1866-1868: Alımlar hızlandı. Tezin aktardığı bir çalışmaya göre 1868'de İzmir yakınlarındaki tarıma uygun toprakların üçte biri İngilizlerin tapulu arazisi olmuştu; on yıl içinde bu topraklar 41 İngiliz tüccarın denetimine geçti (s. 69).

  • 1878: İzmir çevresindeki tarıma elverişli toprakların, başta İngiliz tüccarlar olmak üzere Levantenlerin eline geçtiği söylenir (s. 99).

Orhan Kurmuş'un listesinden seçilmiş başlıca İngiliz toprak sahipleri (s. 70):

Sahip

Alan (dönüm)

Yer

R. Wilkin

130.228

Muhtelif

W. G. Maltass

122.592

Muhtelif

A. Edwards

80.000

Buca

H. Abbott

75.472

Muhtelif

A. O. Clarke

72.000

Muhtelif

J. B. Paterson

47.480

Muhtelif

Asia Minor Cotton Co.

36.800

Nazilli

Smyrna Vineyards and Brandy Distillery Co.

25.200

Muhtelif

F. Whittall

18.868

Tire

G. Meredith

12.000

Aydın

J. Aldrich

6.000

Aydın

Aynı listede Levanten Baltazzi ailesi de yer alır (D. Baltazzi 247.000, M. Baltazzi 82.000 dönüm). Ama Baltazziler İngiliz değil, Venedik kökenli ve Avusturya tebaasıydı (s. 100).

Ne yaptılar?

  • Pamuktan ihraç ürünlerine: 1870'lere kadar tahıl ve pamuğa ağırlık verdiler. Sonra üzüm, tütün, incir, kökboya, zeytin, palamut ve haşhaşa yöneldiler. En başarılıları Londra, Liverpool ve Manchester tüccarlarıyla tarım şirketleri kurdu; Whittall ve Giraud ailelerinin Smyrna Fig Packers şirketi bunların başında geliyordu (s. 71).

  • Asia Minor Cotton Company: Şirket üçüncü kez 8 Eylül 1863'te 10.000 sterlin sermayeyle kuruldu. İzmir'de üreticilere Amerikan tohumundan yetişen pamuğun bakımı üzerine kurslar verdi. Nazilli'de 36.800 dönümlük Azizbey ve Küçükköy çiftliklerini alıp önce deneysel, sonra geniş ölçekli üretime geçti. 1882'de Bornova, Nazilli ve Menemen'de toprak aldı (s. 165-166).

  • Çırçır ve meyan kökü: İngiliz girişimci J. B. Gout 1863'ten itibaren İzmir, Manisa, Aydın, Tire, Bayındır ve Menemen'de on çırçır fabrikası kurdu (s. 31). 1863'te Batı Anadolu'daki yaklaşık 100 çırçırın 42'si İngilizlere aitti (Durmuş 2025). MacAndrews & Forbes 1854'te Aydın'da ilk meyan kökü fabrikasını açtı, ardından Nazilli, Söke ve Kuşadası'nda fabrikalar kurdu; 1875'te ihracatı on iki kat artmıştı (s. 168).

  • Makine: Osmanlı'daki tarım makinelerinin büyük kısmı İngiliz çiftliklerindeydi; 19 biçerdöver İngilizler aracılığıyla getirildi. F. Whittall Tire'deki çiftliğine 1860'ta 1.000, ertesi yıl 484 sterlinlik makine getirdi. Köylüler bu aletlere "gâvur icadı" dedi. C. S. Hanson, işçileri direnince İngiliz pulluğunu çiftliğin bir köşesinde iki yıl deneyip verimini göstererek onları ikna etti (s. 174).

  • Yüksek ücret: Toprak boldu, emek kıttı. 1856'da günde 1 şilin olan tarım işçisi ücreti 1863'te İzmir yakınında 2 şiline çıktı. 1869'da İngiliz çiftçiler imparatorluğun en yüksek ücretini ödediklerini söyleyerek övünüyordu. Bu ün Yalvaç'tan bile mevsimlik işçi getirdi; işçiler kıyıdan içeriye doğru her çiftlikte ortalama 15 gün çalışıyordu. İngilizler demiryollarıyla anlaşıp işçilere ucuz "paso" verdi. Ama işçiler tarlayı görünce trenden atladığı ve yaralanmalar arttığı için uygulama kısa sürede kaldırıldı (s. 214).

  • Ortakçılık ve borç: Topraklar çok geniş olduğu için çoğu yerde ücretli emek yerine ortakçılık sürdü; Maltass, Abbott ve Whittall topraklarında bu düzen uzun yıllar devam etti (s. 70). 1860'larda köylüler ne ekeceklerine kendileri karar verip ürünün yarısını veriyordu. Zamanla İngilizlerin istediği ihraç ürünleri ekilmeye başlandı. Kirasını ödeyemeyen köylü, borcu bitene kadar İngilizlerin tarlasında ücretsiz çalışmak zorunda kalabiliyordu (s. 208-209).

  • Çatışma: Kuşaklardır işledikleri topraklardan çıkarılan köylüler 1883'te Söke ve Nazilli civarında bazı İngiliz çiftliklerini işgal etti, ama kısa sürede bastırıldılar (s. 71-72).

  • Köle emeği: 1867 sonrası İngiliz çiftliklerinin yayıldığı yıllar, bölgede Afrikalı köle ticaretinin yoğunlaştığı yıllarla çakışır (s. 220). Bu konu bir sonraki bölümde ele alınıyor.

Ne zaman ve neden gittiler?

İngilizlerin çiftlikten çekilişi tek bir tarihte olmadı; 1865'ten 1935'e uzanan bir çözülmeydi:

  1. 1865-1870, pamuğun çöküşü: İç Savaş bitince Güney pamuğu Avrupa'ya döndü. Tevfik Çavdar'a göre bu, Ege'deki büyük ölçekli çiftliklerin sonu oldu. 1870'ten sonra pamuk üretimi hızla azaldı ve İngilizlerin bir kısmı çiftçilikten vazgeçti (s. 70, 166).

  2. 1870'ler-1880'ler, emek ve sermaye darlığı: Yüksek ücretler, sermaye yetersizliği, sel ve taşkınlar yüzünden büyük işletmelerin çoğu boş kaldı, bir kısmı çayır ve meraya döndü (s. 234-235). 1887'den itibaren floksera hastalığı bölgenin bağlarını tahrip etti (s. 160).

  3. 1880'ler-1890'lar, padişahın toprak alımları: II. Abdülhamid, Hazine-i Hassa adına İzmir'in art bölgesinde büyük çiftlikler satın aldı. Tez, bu çiftliklerin büyük kısmının İngiliz, Ermeni ve Levantenlere ait olduğunu belirtir. François Georgeon'a göre bu alımların bir nedeni, İngilizlerin 1867 sonrasında Batı Anadolu'da kurmaya çalıştığı tarım kapitalizmini engellemekti (s. 117, 235). Asia Minor Cotton Company 7 Şubat 1893'te kendini feshetti (s. 166).

  4. 1890-1913, Alman rekabeti: İzmir'deki Alman ve Avusturya ticaret evlerinin sayısı 1890'ların başında 4 iken 1913'te 40'a çıktı (s. 99).

  5. 1914-1922, savaş ve yangın: I. Dünya Savaşı'nda Whittall şirketi işlerini yavaşlatmak ve ertelemek zorunda kaldı (s. 198); İngiliz konsolosluk binalarına 1916'dan itibaren Amerikan başkonsolosu baktı. Eylül 1922'deki İzmir yangını Levanten dünyasının büyük kısmını dağıttı.

  6. 1935, demiryolunun devri: İzmir-Aydın demiryolu Devlet Demiryolları'na geçti (Wikipedia). İngiliz sermayesinin bölgedeki en büyük eseri de böylece el değiştirdi.

Tezin genel sonucu da bunu destekler: Aydın Vilayeti'nde büyük çiftlikler çoğunlukta değildi; küçük ve orta ölçekli işletmeler ile ortakçılık hâkimdi. İngilizlerin satın aldığı çiftlikler de ya bizzat ya da ortakçılar aracılığıyla işletildi (s. 234).

Aydın'da kölelik: köleler nasıl geliyordu, nerede yaşıyorlardı

Aydın Vilayeti'nde kölelik iki biçimde vardı: şehirlerde ve konaklarda yaygın olan ev köleliği ile 1860'ların sonundan itibaren ihracata yönelik çiftliklerde görülen tarım köleliği. Orhan Kurmuş'un İngiliz konsolosluk raporlarına dayanan tahminine göre, bütün yasaklara rağmen 1869-1876 arasında Afrika'dan Batı Anadolu'ya tarımda çalıştırılmak üzere 13.500 köle getirildi (s. 220).

Osmanlı köleliğinin genel çerçevesi

Osmanlı'da kölelik çoğunlukla kamu yönetimi, askerlik ve ev hizmetleriyle sınırlıydı; Kuzey Amerika'daki gibi tarımda ve sanayide pek kullanılmadı. Tarım köleliği XV-XVI. yüzyıllarda küçük ölçekte vardı, sonra kademeli olarak ortadan kalktı. XIX. yüzyıldaki istisnalar Mısır ve Çukurova'ydı (s. 218-219).

Köleler imparatorluğa üç ana yoldan geliyordu (s. 219):

  1. Karadeniz yolu: Kırım hanları, kuzey Karadeniz limanlarından İstanbul pazarına Kafkasyalı, özellikle Çerkez köleler satıyordu.

  2. Akdeniz yolu: Garp Ocakları, Akdeniz ve Atlantik kıyılarından topladıkları köleleri Ege adaları üzerinden İstanbul'a gönderiyordu.

  3. Afrika yolu: Sudan ve Habeşistan'dan alınan Afrikalı köleler genellikle İskenderiye limanından İstanbul'a geliyordu.

İstanbul'daki esir pazarı 1847'de resmen kapatılana kadar imparatorluğun en büyük köle alım-satım merkeziydi. Pazarı denetleyen esirci emini, köle başına kırkta bir vergi alıyordu (s. 219-220).

Aydın'a nasıl geliyorlardı?

XIX. yüzyılın ikinci yarısında ihraç ürünleri değer kazandı, yabancı sermaye geldi ve 1867'de yabancılara taşınmaz hakkı tanındı. Bu koşullarda Aydın Vilayeti'nde plantasyon köleliği görülmeye başladı. Demiryolu hatlarına yakın büyük çiftlikler kuran İngilizler iş gücü sıkıntısına düştü; aynı dönemde bölgede Afrikalı köle ticareti yoğunlaştı (s. 220).

1857 fermanı Afrika'dan köle getirilmesini yasakladığı için bu ticaret kaçak yürüyordu. Abdullah Martal'ın İzmir araştırmasına göre yol şöyleydi (s. 220):

  1. Afrikalı köleler önce kıyıya yakın adalara çıkarılıyordu.

  2. Burada dinlendiriliyor ve "besiye çekiliyorlardı".

  3. Pazarda iyi fiyat edecek duruma gelince küçük kayıklarla, gece gizlice İzmir yakınlarında karaya çıkarılıyorlardı.

  4. Oradan satılmak üzere iç bölgelere gönderiliyorlardı.

Ticaret yasaktı, ama yerel yetkililer bu işten pay aldıkları için göz yumuyordu (s. 221). Genel bir ölçü vermek gerekirse, bir gazete haberine göre 1860-1890 arasında imparatorluğa yılda yaklaşık 10.000 Afrikalı köle getirilmiş olabilir (Qantara); bu bir tahmindir.

Nerede ve nasıl yaşıyorlardı?

  • Şehirde: Gücü yerinde erkekler uşak, kapıcı ve bahçıvan; kadınlar cariye, hizmetçi ve dadı olarak çalışıyordu. Kölenin fiyatını kökeni, cinsiyeti, yaşı, güzelliği ve gücü belirliyordu (s. 220).

  • Kırda: Afrikalı köleler İzmir'in yakın art bölgesindeki vadilere yerleştirildi. Daha çok Küçük Menderes ovasında, Bayındır, Tire ve Torbalı çevresinde çalıştıkları tespit edilmiştir (s. 221).

  • Daha erken izler: Plantasyon dalgasından önce de kırda Afrikalılar vardı. Fransız şair Lamartine 1850'de Tire'deki çiftliklerine giderken Gurgur Kervansarayı'nın otelinde "iki ya da üç zenci köle" gördü. Yakındaki mısır değirmenini de bir Türk köylüsü kölesiyle birlikte işletiyordu (s. 105).

İngiliz konsolosları ve Aydın valisi

Köle satışlarını yakından izleyen İngiliz konsolosluk görevlileri, kanıt buldukları her durumda Aydın Valisi'ne başvurup kölelerin azadını sağlıyordu. 1860'ların sonu ile 1870'lerin başında her yıl Batı Anadolu'ya getirilen kölelerin yaklaşık %10'u bu yolla özgürlüğüne kavuştu (s. 221).

Vali direnç gösterdiğinde konsolosluk konuyu İstanbul'daki büyükelçiliğe taşıdı. Ama köle ticaretindeki yerleşik çıkarları bozmak istemeyen büyükelçinin uyarısı üzerine konsolosluk raporlarında köle ticaretine artık yer verilmedi (s. 221). Böylece aynı yıllarda bir yanda İngiliz çiftliklerinin emeğe olan açlığı, öte yanda İngiliz konsoloslarının azat başvuruları vardı.

Azat edilenler: nereye gittiler

Azat edilen Afrikalıların yolu çoğunlukla İzmir'deki devlet misafirhanesinden geçiyordu. Buradan çocuklar okullara, erkekler sanayi taburlarına ve askerî bandolara, kadınlar konaklara hizmetçi olarak dağıtıldı. Evlenenler ise İzmir çevresindeki köylere çiftçi olarak yerleştirildi.

Üst sıra kaçak geliş yolunu, orta sıra satış ve azadı, alt sıra misafirhaneden sonraki dağıtımı gösteriyor.

Rakamlar

İngiliz konsolosunun Aydın valisine başvuruları üzerine 1869'un ikinci yarısında 429, Ocak 1872 ile Aralık 1874 arasında 406 köle serbest bırakıldı. 1869-1876 arasında Batı Anadolu'da özgürlüğüne kavuşanların sayısı 1.300'ü buluyordu (s. 221). Bu, aynı dönemde getirildiği tahmin edilen 13.500 kişinin yaklaşık onda biridir.

Brüksel ve devletin yükümlülüğü

Afrikalı köle ticaretini yasaklayan Brüksel Konferansı kararları 2 Temmuz 1890'da imzalandı; II. Abdülhamid metni 3 Haziran 1891'de onayladı. Metin, Trablusgarp, Bingazi, Cidde ve Hudeybiye limanlarının sıkı denetimini ve azat edilen kölelerin barınma, beslenme ve geçiminin hükümetçe sağlanmasını öngörüyordu (s. 221-222).

İzmir misafirhanesi

  • Dağıtım: İzmir'de azatlılar için bir misafirhane tahsis edildi. Buraya gelenlerden küçükler yatılı olarak sanayi okullarına, genç ve yetişkin erkekler sanayi taburlarına ve askerî bandolara verildi. Kadınlar varlıklı Müslüman ailelerin yanına maaşlı hizmetçi olarak yerleştirildi (s. 222).

  • Evlilik ve iskan: Azatlıların evlenmesi özendirildi. Evlenen çiftlere ev yapıldı; toprak, hayvan ve tarım aletleri verildi. İzmir çevresinde miri arazide iskana uygun yerler bulunarak tarıma katılmaları sağlandı (s. 222).

  • Para sıkıntısı: Mart 1893'te Aydın Valiliği Şûrâ-yı Devlet'e yazdı. Misafirhaneye gelenler ödenek olmadığı için "öteye beriye" hizmetçi olarak veriliyordu. Hicaz'dan gelen 14 kişi bir süre hayırseverlerin yardımıyla geçinmiş, hizmete alınmalarına rağbet olmayınca zengin çiftlik sahiplerinin yanına gönderilmişti. Valilik kişi başı günde 6 kuruş, ayda en az 60 kişi hesabıyla 10.800 kuruşluk ödenek ve misafirhane tamiri için 15.000 kuruş istiyordu (s. 222).

  • Aydın'daki aileler: Bir gazete haberine göre Osmanlı yönetimi Aydın'da 1.500 azatlı aileye ev, eşya, iki öküz ve bir miktar para vermişti (Qantara). Bu rakam arşivle doğrulanmış değildir.

  • İzmir'in ağırlığı: Tarihçi Michael Ferguson'a göre 1880'lerde İzmir, azat edilmiş Afrikalıların nüfusa oranının en yüksek olduğu Osmanlı şehri olabilirdi (Arizona Üniversitesi).

Köyler ve bugünkü izler

  • Azatlı köyleri: Tezin aktardığına göre Yeniçiftlik, Hasköy ve Yeniköy gibi köylerin varlığı, buraların daha çok azat edilmiş Afrikalıların yerleşimi için kurulduğunu gösterir (s. 221).

  • Naime ve Tulum: Tezdeki alan araştırmasında bugün Torbalı'ya bağlı Naime ve Tulum'da Afrikalı kökenli ailelere rastlandı. Sayıları 5-6 haneyi geçmeyen bu aileler buraları anavatan olarak benimsediklerini, nereden ve nasıl getirildiklerini bilmediklerini söyledi; bugün çoğu Torbalı'daki fabrikalarda çalışıyor (s. 223). Bu iki köy II. Abdülhamid'in Çiftlikat-ı Hümayun'una bağlıydı. Tulum Çiftliği daha önce, 1850'de, Lamartine'e kiralanan çiftlikler arasındaydı (s. 103, 117).

  • Aydın ili: Söke ve Germencik ilçelerinde, örneğin Burunköy'de, Afro-Türk aileler yaşamaya devam ediyor (Hürriyet Daily News).

  • Dana Bayramı: İzmir çevresindeki Afrikalı topluluğun XIX. yüzyıldan beri kutladığı Dana Bayramı, Cumhuriyet'in ilk yıllarında kesintiye uğradı. Mustafa Olpak'ın 2006'da Ayvalık'ta kurduğu Afro-Türkler Derneği, bayramı 2007'de yeniden canlandırdı (Qantara).

Tez, Aydın Vilayeti'nin birçok yerinde görülen Afrikalı yerleşimini, yönetimin ve yerli halkın bu insanların topluma uyumu için imkânları ölçüsünde çaba gösterdiğinin işareti olarak yorumlar (s. 223). Ama aynı tez, bu konudaki arşiv malzemesinin çok sınırlı olduğunu da kabul eder; çoğu ailenin hikâyesi henüz yazılmamıştır.

Sonuç

Aydın Vilayeti'nde pamuk, İngiliz sermayesi ve kölelik aynı sorunun üç yüzüydü: toprak boldu, emek kıttı.

Abdülmecid bu soruna Amerikan modeliyle, köle emeği dahil, çözüm aradı; deneme başarısız oldu. Pamuk ancak dış bir şokla, Amerikan İç Savaşı'yla büyüdü ve savaş bitince söndü.

İngilizler serbest ticaret, demiryolu ve 1867 kanunuyla geldi. Makine, yüksek ücret ve ihracat ağı getirdiler. Ama emek kıtlığı, pamuğun çöküşü, köylü direnişi ve padişahın toprak alımları karşısında büyük çiftlik projesi tutmadı; çoğu yerde eski ortakçılık düzeni sürdü.

Kölelik, emek kıtlığına bulunan en karanlık çözümdü. Kaçak ticaret, İngiliz konsoloslarının azat başvuruları ve devletin misafirhane ile iskan politikası bu hikâyenin düğüm noktalarıdır. Bugün Torbalı, Söke ve Germencik'teki Afro-Türk aileler bu tarihin yaşayan tanıklarıdır. Arşivdeki büyük boşluğu doldurmanın en umut verici yolu da aile hikâyeleri, köy kayıtları ve nüfus defterleridir.

Kronoloji

Yıl

Olay

1611

Levant Kumpanyası'nın İzmir'e ilk konsolosu atandı

1825

İzmir konsolosluğu İngiliz Tacı'na geçti

1826

Aydın Eyaleti kuruldu

1838

Balta Limanı Antlaşması

1839

Abdülmecid tahta çıktı

1840

W. Williamson 2.620 dönüm toprak aldı

1846-1849

Dr. James B. Davis'in Ayastefanos pamuk denemesi

1847

İstanbul Esir Pazarı kapatıldı; Ayamama'da Ziraat Talimhanesi açıldı

1850

Lamartine Tire'deki çiftliklerini gezdi

1854

MacAndrews & Forbes Aydın'da meyan kökü fabrikası açtı

1856

İzmir-Aydın demiryolu imtiyazı (22 Eylül); ilk Asia Minor Cotton Company

1857

Afrika'dan köle getirilmesini yasaklayan ferman; Manchester Cotton Supply Association kuruldu

1858

Carleton'ın İstanbul misyonu ve Amerikan tohumu dağıtımı

1861

Tassy raporu (20 Nisan); Abdülmecid'in ölümü (25 Haziran)

1862

Pamuk Beyannamesi

1863

295 ton tohum dağıtıldı; Asia Minor Cotton Company yeniden kuruldu (8 Eylül)

1866

Demiryolu Aydın'a ulaştı (1 Temmuz)

1867

Yabancılara taşınmaz edinme hakkı; vilayet teşkilatı

1869-1876

Tahminen 13.500 Afrikalı köle getirildi; yaklaşık 1.300'ü azat edildi

1870 sonrası

Pamuk üretimi çöktü

1883

Köylüler Söke ve Nazilli'de İngiliz çiftliklerini işgal etti

1884

Denizli Sancağı vilayete katıldı

1887

Floksera bağları sarmaya başladı

1890-1891

Brüksel kararları imzalandı ve onaylandı

1893

Asia Minor Cotton Company feshedildi (7 Şubat); valilik misafirhane ödeneği istedi (Mart)

1916

İngiliz konsolosluk binaları Amerikan başkonsolosunun korumasında

1922

İzmir yangını

1935

İzmir-Aydın demiryolu devlete geçti

Kaynakça

Temel kaynak

  • Aysun Sarıbey Haykıran, Aydın Vilayeti'nde Çiftlikler (1839-1918), Doktora Tezi, Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir 2013. Metindeki sayfa numaraları bu teze aittir.

Tezde atıf yapılan başlıca eserler

  • Orhan Kurmuş, Emperyalizmin Türkiye'ye Girişi, 3. baskı, Savaş Yayınevi, Ankara 1982.

  • Abdullah Martal, "Afrika'dan İzmir'e: İzmir'de Bir Köle Misafirhanesi", Kebikeç, sayı 10, 2000.

  • Ehud R. Toledano, Osmanlı Köle Ticareti 1840-1890, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 1994.

  • Günver Güneş, "Kölelikten Özgürlüğe İzmir'de Zenciler ve Zenci Folkloru", Toplumsal Tarih, sayı 62, 1999.

  • Cyrus Hamlin, Among the Turks, New York.

  • Ahmet Refik Altınay, Lamartine'in Türkiye'ye Müracaat Kararı, İzmir'deki Çiftliği 1849-1853, İstanbul 1925.

  • İngiliz Konsolosluk Raporlarına Göre İzmir Ticareti (1864-1914), İzmir Ticaret Odası, İzmir 1998.

Çevrim içi kaynaklar

 
 
 

Recent Posts

See All
Hâlâ Törpülenmedim.

@Murat IGCIOGLU Eğilmeyen boyun Ben hayatım boyunca kimsenin kıçını yalamadım. Bunu övünmek için söylemiyorum; bazen bedelini ödediğim bir huy olarak söylüyorum. Burnu havada, insanlara tepeden bakanl

 
 
 

Comments


  • Facebook
  • LinkedIn
  • Instagram

©2022 by Experience.

bottom of page