Bir İmzalı Kâğıt: Kozanoğlu Doğan Bey ve Çukurova'nın Uyanışı- Kurtuluşu

Oct 31, 2026 · @Murat IGCIOGLU
Kısaca
Ekim 1919, Sivas. Kozan'dan üç adam gelir: "Malımız da canımız da hazır, bize silah lazım." Mustafa Kemal bir topçu binbaşısına imzalı bir kâğıt ve yeni bir ad verir: Kozanoğlu Doğan. Çukurova köy köy, dağ dağ örgütlenir. 5 Ocak 1922'de Adana özgürdür. Adananın kurtuluşu Metin Berksoy ağabeyimizle bir sohbet sırasında bana söylediği cümle beni bunu yazıyı yazmaya teşvik etti.
Bir kağıt ile gelip Adanayı örgütlemek ve onu uyandırmak...
İmzalı Kâğıt
Bir yıl, bir gün
Yıl 1918, ekimin son günü. Mondros'ta ateşkes imzalanalı daha bir gün olmuştu ki Mustafa Kemal Paşa Adana'ya geldi. Yıldırım Orduları'nın komutasını Liman von Sanders'ten devraldı. Devraldığı ordu, dört bir yana dağılmış, savaştan yorgun düşmüş birliklerden ibaretti.
11 gün kaldı Adana'da. Menemencioğlu Rifat ve Nabi beylerle, Ali Münif (Yeğenağa), Ali Cenani, Rüstem Bey ve Ahmet Remzi (Yüreğir) gibi esareti kabullenmeyen adamlarla oturdu, konuştu. Sadrazam İzzet Paşa'ya da yazdı: İskenderun'a kim çıkarsa çıksın, ateş açılmalıydı. İstanbul'un cevabı karargâhı kapatmak ve onu geri çağırmak oldu.
Paşa gitti ama ardında bir tohum bıraktı. Ay dolmadan, 20 Kasım'da Kilikya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu. Aralık'ta işgal geldi: önce Dörtyol, sonra Mersin, Adana ve Pozantı. Kozan'a da 7 Mart 1919'da Fransız bayrağı çekildi.
Tam bir yıl sonra, Sivas'ta bir kapı çalınacaktı.
Sivas'ta üç yolcu
Gelenler Kozanlıydı. Dava vekili Mustafa Bey (Üstün), Hulusi Bey (Kurtoğlu) ve Halil Bey (Topaloğlu). Toros'un dik yollarını aşıp gelmişlerdi, ceketlerinde hâlâ ovanın tozu vardı. 30 Ekim 1919'da Heyet-i Temsiliye üyelerine, ertesi gün Paşa'nın kendisine dertlerini döktüler.
Sözleri tarihe şöyle geçti: Fransızı yurtlarından atmak için "malca ve bedence" her yardıma hazırdılar. Eksikleri bir taneydi: silah ve cephane.
Takvim 31 Ekim'i gösteriyordu. Mustafa Kemal'in Adana'ya ayak bastığı günün tam yıl dönümüydü bu.
Bir imza, üç yeni ad
Ertesi gün, 1 Kasım 1919'da, karar kâğıda döküldü. Adana'nın tamamını, Tarsus'u ve Mersin'i kapsayan bir Kilikya Kuva-yı Milliye Komutanlığı kuruluyordu. Mustafa Kemal atamaları ayrı ayrı belgeler hâlinde yazdırdı ve her birinin altına imzasını attı.
Komutan, Topçu Binbaşı Kemal Bey'di. 40 yaşındaydı ve 19 Mayıs'ta Samsun'a Paşa'yla birlikte çıkanlardandı. Yardımcısı Piyade Yüzbaşı Osman Nuri Bey 33 yaşındaydı; o da Samsun'da da Sivas'ta da Paşa'nın yanından ayrılmamıştı. Biraz sonra kadroya Edirneli Yüzbaşı Ali Ratip Bey katıldı. 28 yaşındaydı, Kayseri'de jandarma komutanıyken bu göreve çağrılmıştı.
Ama Çukurova'ya bu adlarla gitmeyeceklerdi. Görev gizliydi; halk da onları kendi evladı gibi bağrına basmalıydı. Kemal Bey "Kozanoğlu Doğan" oldu, Osman Nuri Bey "Aydınoğlu Tufan", Ali Ratip Bey "Tekelioğlu Sinan". Doğan, Tufan, Sinan… Bir türkünün nakaratı gibi birbirine kafiyeli 3 ad.
İmzalı kâğıdın en çarpıcı satırı ise bir yürüyüş planıydı. Karaisalı tarafında büyük bir millî kuvvet toplanacak, Adana üzerine yürüyecek, şehri alacak ve Fransızı bertaraf edecekti.
Toroslara iniş
Karargâh Develi'de kuruldu, ovaya inen dağ yollarının başında. Tufan Bey işe Andırın'da başladı. Sinan Bey'e Seyhan'ın batısı düştü: Adana, Tarsus, Mersin. Eline tutuşturulan emir açıktı: önce Adana'da teşkilat kurulacak, işe Karaisalı'dan başlanacaktı.
3 subay köy köy dolaştı. Kahvelerde oturdular, ağalarla, müftülerle, yörüklerle konuştular. Ramazanoğlu Suphi Paşa ile oğlu Abidin Bey, Çamurdanzadelerden Müftü Hafız Osman Efendi ve oğulları, Polat Ağa gibi gözü pek adamlar çağrıya koştu. 18 Aralık 1919'da göreve başlayan Vali Celal Bey de millî davadan yanaydı.
Her hikâyenin bir öteki yüzü vardır. Hürriyet ve İtilaf Fırkası'nın Adana başkanı Hafız Mahmut Celal'i Fransızlar belediye başkanı yapmıştı. Memiş Paşa Camii'nin minberinden millîcilere lanet okuyordu. Kendi gazetesi Ferda'da da alay ediyordu: Yunanlıyı İzmir'den çıkaramayan bu "eşkıya" mı Fransızı Adana'dan çıkaracaktı?
Cevabı Çukurova verecekti.
Dağdan ovaya: 1920
1920 baharı, dağların yürüdüğü bahar oldu. 1 Nisan'da Sinan Bey'in kuvvetleri Karaisalı'yı kurtardı. Kasaba, Adana'daki mücadelenin ilk merkezi oldu; Meclis'e gidecek Adana milletvekilleri bile orada seçildi.
Mayıs sonunda Pozantı'daki Fransız Binbaşı Mesnil kuşatmayı yarıp Mersin'e inmeye karar verdi. Verdun'daki yararlılığıyla Legion d'Honneur almış bir subaydı. Yolda rehber diye bir köylü kadını yanına aldı: Gülek'ten Hatice Hanım.
Hatice Hanım askerleri Karboğazı'na götürdü. Erzak getirme bahanesiyle köyüne koştu ve Gülek müfrezesine haber verdi. Tan yeri ağarırken kırk dört kişilik bir müfreze dört bir yandan ateş açtı. Mesnil ve askerleri teslim oldu; Gülekliler esirlere pilav ile ayran ikram etti. Tarih o kadına "Kılavuz Hatice" adını verdi.
Birkaç gün sonra, 2 Haziran 1920'de Kozan kurtuldu. Sivas'a yürüyen üç yolcunun memleketi artık özgürdü.
Haçin'de, bugünkü Saimbeyli'de, savaş yedi ay sürdü ve Tufan Bey'in adı en çok orada anıldı. 17 Ekim 1920'de kasaba yeniden Türklerin eline geçti. Haçin'in kurtuluşunda büyük emeği geçen Feke Kaymakamı Saim Bey sonradan şehit düştü. 1925'te Haçin onun adını aldı.
Osmaniye dağlarında Raziyeler köyünden Rahime Hatun, erkek kıyafetiyle, omzunda filintasıyla çetelerle birlikte savaştı. Fransız karargâhına yapılan hücumda, kapıya on adım kala vuruldu.
O yaz Adana'nın acı yazıydı. Haziranda Kahyaoğlu Çiftliği'nde, şehirden kaçan aileler Fransız ve Ermeni silahlı gruplarınca durduruldu; onlarca insan öldürüldü. 10 Temmuz'da binlerce Adanalı evini, dükkânını ardında bırakıp dağlara çıktı. Çoğu Çakıt Suyu'nun kıyısına sığındı; salgın hastalık orada da peşlerini bırakmadı.
Bu göç tarihe "Kaç-Kaç" diye geçti. Ama şehri boşaltan halk, Fransıza elinde tutamadığı boş bir şehir bıraktı.
Pozantı'da bir ağustos günü
5 Ağustos 1920'de Mustafa Kemal Paşa, yanında Fevzi Paşa, Pozantı'ya geldi. Büyük Millet Meclisi Başkanı sıfatıyla katıldığı ilk ve tek kongreydi bu. Cephe komutanlarını dinledi, Çukurova'nın temsilcileriyle görüştü. Pozantı geçici il merkezi yapıldı.
Adana valiliğine de en eski dostunu atadı: Selanik'ten çocukluk arkadaşı Mehmet Nuri Bey'i. Soyadını sonradan Conkbayırı'ndan alıp Conker olacak adamı. Böylece Çukurova'nın sivil ve askerî teşkilatı tek çatı altında toplandı.
5 Ocak 1922
Savaşın sonu cephede değil, masada geldi. Ama o masayı kurduran, iki yıl dağlarda direnen Çukurova'ydı. 20 Ekim 1921'de Ankara Antlaşması imzalandı.
Fransızlar 3 Ocak 1922'de Mersin'i, 5 Ocak'ta Adana'yı, 7 Ocak'ta Osmaniye'yi boşalttı. Hafız Mahmut Celal, Türk askeri şehre girmeden Adana'yı terk etti. 5 Ocak o günden beri Adana'nın kurtuluş bayramıdır.
Sonrası
Mustafa Kemal 15 Mart 1923'te yeniden Adana'daydı. Kurtuluş fikrinin kendisinde "ilk teşebbüs hissi, bu memlekette, bu güzel Adana'da vücut bulmuştur" dedi. Bir yıl bir gün arayla yaşanan o iki sahne, Adana'daki on bir gün ile Sivas'taki imza, bu cümlede buluşuyordu.
Kafiyeli üç adın sahipleri de kendi yollarına gitti. Kemal Doğan generalliğe kadar yükseldi, Ağrı ve Kırklareli milletvekili oldu, 1951'de öldü. Osman Tufan Paşa'nın ömrü cephelerde geçti; hastalandığında Atatürk ona kendi doktorunu gönderdi. 1944'te öldü; Tufanbeyli onun adını taşır.
Ali Ratip Bey ise Çukurova'daki takma adını bir daha bırakmadı. Adını resmen Sinan Tekelioğlu yaptı, 1934'te hukuku bitirdi, 1965'te öldü. Tuttuğu günlük bugün o yılların en canlı tanıklarından biridir.
Sivas'ta atılan imza yalnızca bir başlangıçtı. Asıl imzaları Çukurova attı: Kılavuz Hatice'nin gösterdiği yanlış yol, Rahime Hatun'un son on adımı, Kaç-Kaç'ta boşaltılan evler. Yıllar sonra Fazıl Hüsnü Dağlarca bu destanı altmış beş şiirlik "Çukurova Koçaklaması"nda yeniden söyleyecekti. Ama türkünün nakaratı hep aynı kaldı: Doğan, Tufan, Sinan.

Kurtuluşa giden yol
Mayıs 1920, Pozantı: Binbaşı Mesnil’in kuvvetleri 44 Türk köylüsüne teslim oldu ve Pozantı 28 Mayıs’ta tamamen kurtuldu. Fransızları pusuya götüren Kılavuz Hatice’ydi.
10 Temmuz 1920, Kaç-Kaç: Binlerce Adanalı can güvenliği için şehri terk etti.
5 Ağustos 1920, Pozantı Kongresi: Mustafa Kemal, Fevzi Paşa’yla birlikte geldi ve Pozantı geçici il merkezi yapıldı. Yakından tanıdığı Mehmet Nuri (Conker) Bey’i Adana valiliğine atadı. Böylece sivil ve askeri teşkilat tek çatıda birleşti. Nuri Conker, Mustafa Kemal’in çocukluk arkadaşıydı.
17 Ekim 1920: Haçin yeniden Türklerin eline geçti.
20 Ekim 1921, Ankara Antlaşması: Bunun ardından Fransızlar 3 Ocak 1922'de Mersin’i, 5 Ocak’ta Adana’yı, 7 Ocak’ta Osmaniye’yi boşalttı.
#KurtuluşSavaşı #MilliMücadele #KuvayıMilliye #Adana #Çukurova #AdananınKurtuluşu #5Ocak1922 #KozanoğluDoğanBey #AydınoğluTufan #TekelioğluSinan #MustafaKemal #SivasKongresi #PozantıKongresi #KılavuzHatice #RahimeHatun #Kozan #TarihselÖykü #YakınTarih
Kaynakça
Çevrimiçi kaynaklar
1. Şaduman Halıcı, "Hürriyet ve İtilaf Fırkası Adana Başkanı Hafız Mahmut Celal'e Ait Bilinmeyen İki Beyanname", DergiPark.
2. Cengiz Şavkılı, Oğuz Köseler, "Millî Mücadele'nin Çukurova Havalisinde Kadın ve Çocuklar", KSÜ Sosyal Bilimler Dergisi, 20(1), 2023.
3. Cengiz Şavkılı, "Adana'nın Düşman İşgalinden Kurtuluşu ve Kurtuluş Bayramı Kutlamalarının Basına Yansımaları (1922-1938)", AKÜ Sosyal Bilimler Dergisi, 24(1), 2022.
4. Şerife Yorulmaz, "Çukurova'da Kuva-yı Milliye Yapılanmasının Temel Özellikleri", Atatürk Yolu Dergisi, S. 35-36, 2005.
5. "Tekelioğlu Sinan Bey'in Günlüklerinde Milli Mücadeleye Karşı Yerel Unsurlar", Journal of History and Future, 1(1), 2015.
6. Kuvayımilliye Komutanı Tekelioğlu Sinan Bey'in Günlüğü, MSB Askerî Tarih Arşivi.
7. Sultan Berna Akkoyunlu, Millî Mücadele'de Doğu Çukurova, yüksek lisans tezi, Anadolu Üniversitesi.
8. Milli Mücadelede Yahyalı ve Ermeniler, tez özeti.
9. Milli Mücadele Dönemi'nde Saimbeyli "Haçin" (1918-1921), Aksaray Üniversitesi.
10. Milli Mücadelede Pozantı ve Ermeniler, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi.
11. Millî Mücadele'de Çukurova (işgal tarihleri), DergiPark.
12. Osmaniye'nin kurtuluşu, DergiPark.
14. TBMM Genel Kurul konuşmaları: Adana'nın kurtuluşu, Kozan'ın kurtuluşu (1), Kozan'ın kurtuluşu (2).
16. "Pozantı Kongresi'nin 103'üncü yılı kutlandı", CNN Türk / DHA.
17. Nuri Conker, Wikipedia.
Basılı kaynaklar (yukarıdaki makalelerin dayandığı)
• Kasım Ener, Çukurova Kurtuluş Savaşı'nda Adana Cephesi, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1996.
• Taha Toros, Kurtuluş Savaşında Çukurova, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 2001.
• Kemal Çelik, Millî Mücadele'de Adana ve Havalisi (1918-1922), TTK, Ankara, 1999.
• Damar Arıkoğlu, Hâtıralarım, 1961.
• Kuvayı Millîye Komutanı Tekelioğlu Sinan Bey'in Günlüğü, Genelkurmay Basımevi, 2012.
• Osman Tufan, Osman Tufan Paşa'nın Kurtuluş Savaşı Hatıraları, Arma Yayınları, 1998.
• Ayfer Doğan Neyzi, Metin Özata, Çukurova Kuvayi Milliye Kahramanı Kozanoğlu Doğan Bey (Korgeneral Kemal Doğan).



Comments