top of page
Search

Aydın-Çine-Araphisar: Alabanda'nın içindeki köyümüz

Writer: Murat Igcioglu
Murat Igcioglu
12 hours ago
4 min read



Bir Afro-Türk Köyü- Babamın Köyü


Çine'ye 9 kilometre uzaklıktaki Doğanyurt'un eski adı Araphisar'dır; ad bugün de köyün bir mahallesinde yaşıyor. Köy, Karya'nın önemli kentlerinden Alabanda'nın kalıntılarının tam içinde kurulmuş. Kentin adı Karya dilinde "at" ve "yarış" sözcüklerinden gelir.

Avrupalı gezginler köyü hep bu adla andı. İngiliz Albay Leake 1820'lerde Alabanda'nın yerini "Arab Hissar" olarak saptadı. Charles Fellows ise birkaç kulübeden ibaret köyü, tapınak duvarlarının dana ağılı olarak kullanıldığı harabelerin arasında anlatır.

Gertrude Bell 19 Nisan 1907'de Arabhissar'a vardığında, büyük tiyatronun çevresine sıkışmış yoksul bir mezra buldu. Geceyi, ondan para almayı reddeden Hacı Salih Efendi'nin evinde geçirdi; yıkık duvarların hepsinde leylekler vardı. Bu Hacı Salih, aşağıda anlatacağım gibi, babamın dedesiydi. Alabanda'daki ilk kazıyı bundan bir yıl önce Halil Ethem Bey yapmıştı.

"Arap" kimdi?

Köyün adının kaynağını açıklayan yazılı bir belge bulamadım. Ama güçlü bir ipucu var: Osmanlı kâtipleri Afrikalı köleleri kayıtlara çoğunlukla "Arap" diye geçirirdi. Tarihçi Suraiya Faroqhi'ye göre doğuştan Müslüman Araplar köleleştirilemediği için, kayıtlardaki köle "Arap" siyah insan demekti; İstanbullular siyahlara 20. yüzyılın başında bile "Arap" diyordu.

Faroqhi iki uyarı da ekler: "Arap" nadiren bir kişi adı olabiliyordu, Anadolu'nun güneyinde "Araplar" adlı bir aşiret de vardı. Yani ad tek başına kanıt sayılmaz. Ama köydeki siyah aileler ve bölgenin tarihi aynı yönü gösteriyor.

Bölgenin tarihi şunu söylüyor: 1576'da Aydın yöresindeki toprak sahipleri İstanbul'a bir şikâyet gönderdi. Mühimme defterine geçen kayda göre siyah köleler ve azatlılar bir şenlik düzenliyor, bunun için para toplarken baskı yapıyor, katılmak istemeyen köleleri tehdit ediyordu. Faroqhi belgede toprakta çalışan kayda değer sayıda Afrikalı görür ve şenliğin üç yüzyıl sonraki Dana Bayramı'na benzemiş olabileceğini düşünür.

Daha da geriye gidince Girit'le bağ yeniden ortaya çıkıyor. Çine, Menteşe Beyliği'nin topraklarıydı; beyliğin Hızır ve Mehmed beyleri Çine'yi yönetmişti. Menteşe'nin Kandiye dükalarıyla imzaladığı antlaşmalarda tutsaklar ihraç mallarının başında geliyordu ve Çine vadisi beyliğin iç kesimlerini kuzeye bağlayan yoldu.

Köyün adı Cumhuriyet döneminde Doğanyurt yapıldı. Ama Araphisar, hem mahallenin adında hem de oradan gelenlerin hafızasında yaşamayı sürdürüyor.

Bir köy, bir aile: Mercanlar

Bu hikâyenin benim için kişisel bir ucu var. Dedem Mustafa Fahri İğcioğlu 1904'te Aydın'da doğdu; ailesi Isparta'dan gelen Koruklar sülalesindendi. Araphisar'a ilkokul öğretmeni olarak atandı ve orada babaannem Emine'yle evlendi.

Emine 1898'de Çine'de doğmuştu ve 1971'e kadar yaşadı. Mustafa Fahri ile Emine'nin beş oğlu oldu: Ali Rıza, Nureddin, Nazım, Nevzat ve Necmeddin. Babam Nureddin, 9 Nisan 1926'da Çine'de doğdu.

Babaannemin babası Salih, nüfus kaydına göre 1847'de Araphisar'da, Mehmet ile Ayşe'nin oğlu olarak doğdu; 1 Nisan 1921'de öldü. Annesi Hatice de Araphisar doğumluydu: 1842'de Hüseyin ile Hatice'nin kızı olarak dünyaya geldi, 8 Mayıs 1909'da öldü. Kayıtlardaki 1 Temmuz doğum tarihleri, günü bilinmeyen doğumlar için yazılan kalıp tarihlerdir.

Salih ile Hatice'nin çocukları Emine, Ahmet, Mehmet, Emir Ayşe ve Kezban'dı. Aile bağları köyde iç içe geçti: babamın dayısı Ahmet Mercan'ın kızı Zennure, amcam Nazım'la evlendi.

Babaannemin babası Salih ve kardeşi siyahtı; babaannem de öyleydi. Ailede, babamın dedesinin azat edilmiş bir köle olduğu anlatılır. Nüfus kaydı ise Salih'i Araphisar'da, adları bilinen bir anne ile babanın çocuğu olarak gösteriyor; köleliğin izi belki bir kuşak daha geride, Mehmet ile Ayşe'nin kuşağında aranmalı.

Bell'in ev sahibi

19 Nisan 1907'de Gertrude Bell'i evinde ağırlayan Hacı Salih Efendi, babamın dedesi Salih'ti; köyde o yıllarda başka bir Hacı Salih yoktu. Salih o sırada 60 yaşındaydı; Bell'in onu "sevimli, yaşlı bir Türk" diye anması bu yaşa uyuyor. Bell onun ten rengine hiç değinmez.

"Hacı" unvanı Salih'in hacca gittiğini, "Efendi" sıfatı da köyde saygın bir yeri olduğunu gösterir. Avlusunda bir konuk evi vardı; yabancı bir kadını, adamlarını ve atlarını doyurup karşılığında para almadı. Bell'in yardımcısı Fattuh, ancak çocukları için bir mecidiye bırakmayı başardı; o çocuklardan biri belki dokuz yaşındaki babaannem Emine'ydi.

Bir soyadındaki iz

Babaannemin ailesinin soyadı da bir ipucu taşıyor. Mercan, Osmanlı'da köle olarak alınan insanlara verilen adlardandı: 16. yüzyıl İstanbul mahkeme kayıtlarında cariye adları arasında geçer. Osmanlı Kıbrıs'ının kayıtlarında da "Mercan ibn Abdullah" adlı azatlı bir esnafa rastlanır.

"İbn Abdullah", yani "Abdullah'ın oğlu", babası bilinmeyen ve sonradan Müslüman olan köle ve azatlılara yazılan kalıp bir babalık adıydı. Köle olarak alınanların çoğu Müslüman bir haneye girerken yeni bir ad alırdı; özellikle kadınlara Yasemin, Mercan gibi çiçek ve süs adları sık verilirdi.

Salih 1921'de, Soyadı Kanunu'ndan on üç yıl önce öldü; yani kendisi hiç soyadı taşımadı. "Mercan" soyadını onun oğulları Ahmet ve Mehmet taşıdı. 1934'te aileler çoğu zaman bir atanın adını ya da lakabını soyadı yaptı; Mercan da bir atanın köleyken taşıdığı adın hatırası olabilir. Ama Mercan sıradan bir ad da olabilirdi; bu bir kanıt değil, güçlü bir ipucu.

Belgeyle doğrulamak için

Aile anlatısını belgeye bağlamak mümkün. Bakılabilecek yerler şunlar:

  • Nüfus kayıtları: Salih'in anne-babası Mehmet ile Ayşe, Hatice'ninki Hüseyin ile Hatice olarak görünüyor. Bir kuşak geriye gitmek için bu dört kişinin kayıtları aranmalı.

  • Osmanlı nüfus ve temettuat defterleri (1830–1840'lar): Salih 1847'de doğduğuna göre babası Mehmet, bu defterlerde Araphisar karyesinin hane reisleri arasında olmalı. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri'nde aranabilir; hane reislerinin "Arap", "azatlı" gibi lakapları burada görünebilir.

  • Şer'iyye sicilleri: Aydın ve Çine kadılıklarının kayıtlarında azatnameler, satış ve tereke kayıtları bulunur.

  • Sözlü tarih: Doğanyurt'un yaşlılarıyla görüşmeler ve Afrikalılar Kültür ve Dayanışma Derneği'nin birikimi.

  • Faroqhi'nin makalesi: "Black Slaves and Freedmen Celebrating (Aydın, 1576)", Turcica 21-23 (1991), bölgedeki en eski kayıtlara giden yolu gösterir

 
 
 

Recent Posts

See All

Comments


  • Facebook
  • LinkedIn
  • Instagram

©2022 by Experience.

bottom of page