Alpay (1935–2026): Hayatı, Şiirleri, Şarkıları

Oct 14, 2026 · @Murat IGCIOGLU
Kısa versiyon
Alpay, 14 Ekim 2026'da 91 yaşında Antalya'da öldü; ardında "Fabrika Kızı", "Eylül'de Gel", "Kara Tren" ve yüzlerce şarkı bıraktı. Eylül'ü şarkısına adayan adam, Ekim'in ortasında gitti. Benim için aşkın özlemin yokluğun sevginin ve duygusallığın ilhamı idi. Onunla benim gençliğim hep yanımda idi. Seni sevgiyle ve onur ile anacağım sevgili Alpay...
Ankara'nın sırım gibi delikanlısı. Ahmet Alpay Nazikioğlu, Temmuz 1935'te Ankara'da doğdu. Babası Devlet Demiryolları'nda bürokrat, annesi parti başkâtibesiydi. Lisede yüzdü, koştu, Uzakdoğu sporları yaptı; asıl yeteneği futboldaydı.
Ankara Demirspor'da başladı, Gençlerbirliği'nde profesyonel oldu, Genç Milli Takım'a seçildi. Ardından Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Avukatlık stajında bu memlekette hukukun işlemediğine kanaat getirip mesleği bıraktı; sahayı da, kürsüyü de bırakıp sahneyi seçti.
İspanyolca başlayan bir kariyer. İlk 45'liği "Norma Mia" 1964'te çıktı. Kariyerine çoğunlukla İspanyolca şarkılarla başladı; sahnedeki ince yüzü ve Flamenko duruşuyla bir Latin şarkıcısını andırıyordu. İlk yıllarda fotoğraf çektirmedi, yalnızca sesiyle tanınmak istedi.
Aynı yıl kendi orkestrasını kurdu. Fransız şansonlarını ve Napoli şarkılarını Türkçeye uyarladı; 1973 albümünün adı bile bir manifestoydu: "7 Dilde Alpay". Yetmişlerin başında Üç Hürel ve Oksijenler'le çalıştı; bulanık gitarlı, Anadolu ezgili o kayıtlar bugün yurt dışında yeniden basılıyor.
Fabrika Kızı. 1969'da Bora Ayanoğlu bir gazetede fabrikada tütün saran bir kadının fotoğrafını gördü ve "Fabrika Kızı"nı yazdı. Şarkıyı Alpay'a verdi; Alpay tutacağını sanmıyordu. Dönemin başarılı 45'likleri 1.000–1.500 adet satarken bu plak 1970'te 30 bin sattı.
Şarkı listelerde yükselirken fabrikalarda da işçi eylemleri yükseliyordu; 15-16 Haziran 1970 direnişi aynı mevsime denk geldi. Ayanoğlu yıllar sonra şarkının bir sevgiliye değil, Marksist düşünceye yazıldığını söyleyecekti. Şarkı sonra Ahmet Kaya'nın, Haluk Levent'in, Haramiler'in sesinden de yaşadı.
İstemeden söylenen şarkı. "Eylül'de Gel", Marc Aryan'ın bir melodisine Fecri Ebcioğlu'nun yazdığı sözlerle doğdu. Alpay o yıllarda uyarlamalardan uzaklaşıyordu; Ebcioğlu'nun ısrarına dayanamayıp şarkıyı bir 45'liğin arka yüzüne koydu. Ön yüzdeki şarkıyı kimse hatırlamaz; arka yüz onun kimliği oldu.
Uzun süre konserlerde söylemedi. Sonra barıştı: Şarkının devamını yazdı, "Eylül'de Gel Demiştim"; 2004'te yayımlanan anı kitabına da "Eylül'de Gel" adını verdi.
Şiirle yakınlığı. Alpay şiire hep yakın durdu. 1967'de bir 45'liğinde "Final" adlı bir şiir okudu. Attilâ İlhan'ın şiirlerini yorumladı, bazılarını besteledi; Selim Atakan'ın bestelediği "Üçüncü Şahsın Şiiri"ni o söyledi. Doksanına yaklaşırken, rahatsızken bile sevenleri için "Aysel"i okudu.
Dik duruş. Aşkı anlattı, ama sustuğu konular da olmadı. Gezi'de Ankara'da vurularak öldürülen Ethem Sarısülük için "Ethem'in Sessiz Çığlığı"nı yaptı. 2019'da 50. sanat yılı konserinde bir şarkısını Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ve Berkin Elvan'a adadı; hakkında açılan terör soruşturmasına rağmen geri adım atmadı.
Hayatın kenar notları. Dört kez evlendi; Tuluğ, Çağla ve Zeynep adında üç kızı oldu. Çorapçı dükkânı açtı, batırdı; reklam ajansı kurdu, bıraktı; Kulüp Alpay ve Karpiç adında iki gece kulübü işletti. Müzikten iyi para kazandığını, bir o kadarını da dağıttığını söylerdi.
Kendi hesabına göre 800 civarında şarkısı vardı; bazılarının adını kendisi de unutuyordu. 2022'de 55. sanat yılı için yapılan "Alpay'a Saygı" albümü şarkılarını yeni kuşaklarla buluşturdu. Son yıllarını eşiyle Bodrum Gündoğan'da geçirdi; oraya defnedilmesi planlanıyor.
Uzun versiyon
Alpay (Ahmet Alpay Nazikioğlu, 1935–2026), Türk pop müziğinin kurucu seslerinden biriydi; 14 Ekim 2026'da 91 yaşında, tedavi gördüğü Antalya'daki hastanede öldü. Altmış yılı aşan kariyerinde yirmi beşi aşkın albüm yaptı, kentli ve toplumcu Türkçe popun ilk örneklerini verdi, Attilâ İlhan'ın şiirlerine ses oldu.
Ankara: bir bürokrat evinin tek çocuğu
17 Temmuz 1935'te (bazı kaynaklara göre 18 Temmuz) Ankara'da doğdu, ailenin tek çocuğuydu. Babası TCDD'de bürokrat, annesi parti başkâtibesiydi. Cumhuriyetin genç başkentinde, memurluğun ağırbaşlı düzeni içinde büyüdü.
Ankara Koleji'nde başlayan öğrenimi Ankara Atatürk Lisesi'nde tamamlandı. Lisede yüzme, koşu ve Uzakdoğu sporlarında öne çıktı. Futbolda bir adım öteye geçti: Ankara Demirspor'da başladı, Gençlerbirliği'nde profesyonel oldu, Genç Milli Takım'a seçildi.
Hukuk fakültesinden sahneye
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Yıllar sonra, avukatlık stajı sırasında Türkiye'de hukukun hiçbir zaman gerçekten var olmadığını fark ettiğini, bu yüzden mesleği bıraktığını anlatacaktı. Diploması çekmecede kaldı; 1960'ların başında müziğe döndü.
İspanyolca, Fransızca, İtalyanca… ve Türkçe
İlk 45'liği "Norma Mia" 1964'te çıktı; plak Şanar Yurdatapan'ın "Maç Twist"iyle paylaşılmıştı. Repertuvarı İspanyolca şarkılarla açıldı. Kendi ifadesiyle onun kuşağında yerli ve yabancı müzik arasında keskin bir ayırım yoktu; müzik mesajını tek başına da taşıyabiliyordu.
Aynı yıl "Alpay ve Arkadaşları" adıyla ilk grubunu kurdu; "Kara Tren" bu toplulukla yeniden kaydedildi. Fransız şansonlarını ve Napoli şarkılarını Türkçeye uyarladı; İngilizce, İspanyolca, Fransızca, İtalyanca söyledi. Bu çok dilliliğin özeti 1973 albümünün adıydı: "7 Dilde Alpay".
İlk yıllarda bilerek fotoğraf vermedi, yalnızca sesiyle tanınmanın tadını çıkardı. Yazar Ahmet Tulgar onun sesini enstrümanların önüne değil yanına yerleşen, derinden gelen mütevazı bir ses olarak tarif eder. Oryantal titremeler yerine Latin havasında, dramatik ve uzun çekilen notalar.
Yetmişlerin sertleşen sesi
1972'de Üç Hürel ile güçlerini birleştirdi, 1973'te Oksijenler eşliğinde "Can Karagözlüm"ü kaydetti. "Toprak", "Denizciler", "Suna", "Akça Kızlar", "Dağların Gözyaşları" ve "Yekte" gibi kayıtlar Anadolu ezgilerini efektli, ağır gitar sololarıyla buluşturdu.
Bu dönem yıllar sonra Batı'da yeniden keşfedildi; Pharaway Sounds etiketi bu 45'likleri "Yekte" adıyla derleyip yeniden bastı. 1975'te çıkan albümü ise içindeki şarkıdan ötürü "Güven Parkı" diye anıldı.
Fabrika Kızı: bir fotoğraftan doğan şarkı
1969'da söz yazarı ve besteci Bora Ayanoğlu bir gazetede fabrikada tütün saran bir kadının fotoğrafını gördü. Fotoğraftan etkilenip "Fabrika Kızı"nı yazdı, besteledi ve Alpay'a verdi. Alpay şarkının tutacağını beklemiyordu.
Beklenmeyen oldu. O dönemde iyi giden bir 45'lik 1.000–1.500 adet satarken "Fabrika Kızı" 1970'te 30 bin sattı. Tulgar'a göre şarkı, Anadolu rock'ın kırsal protestosunun yanında kentli, toplumcu gerçekçi bir Türkçe popun ilk filizlerindendi.
Şarkı listelerde yükselirken 15-16 Haziran 1970 büyük işçi direnişi yaşandı. Ayanoğlu yıllar sonra şarkının bir sevgiliye değil Marksist düşünceye yazıldığını söyledi. "Fabrika Kızı" sonra Ahmet Kaya, Haluk Levent ve Haramiler'in yorumlarıyla yeni kuşaklara geçti.
Eylül'de Gel: kaçamadığı şarkı
"Eylül'de Gel", Fransızca şarkılarıyla tanınan Marc Aryan'ın bir melodisi üzerine Fecri Ebcioğlu'nun yazdığı sözlerle doğdu; aranjmanı da Ebcioğlu yaptı. Alpay o yıllarda uyarlamalardan uzaklaşıp yerli bestelere yöneliyordu. Anlattığına göre şarkı ona bir şey söylemiyordu, ama Ebcioğlu her gün arıyordu.
Sonunda şarkıyı bir 45'liğin arka yüzüne koyup kurtulmaya karar verdi; ön yüzde "Gülen Yüzüme Bakıp da" vardı. Ön yüzü bugün hatırlayan yok. "Eylül'de Gel" ise Alpay denince akla gelen ilk şarkı oldu.
Uzun süre konser repertuvarına almadı, şarkıyla adeta savaştı. Sonra barıştı: Devamını yazdı, "Eylül'de Gel Demiştim" (1993); 2004'te Doğan Kitap'tan çıkan 294 sayfalık anılarına da "Eylül'de Gel" adını verdi. Tulgar, 12 Eylül'ü yaşamış bir ülkede bu şarkıyı toplumsal bir hüzün duymadan dinlemenin zor olduğunu yazar.
Şiirle yakınlık
Alpay'ın şiirle bağı kariyerinin başından vardı. 1967'de çıkan bir 45'liğinin bir yüzü "Final" adlı, okunmuş bir şiirdi; öbür yüzünde "Kirpiklerin Ok Ok Eyle" vardı.
En güçlü bağı Attilâ İlhan'laydı. İlhan'ın şiirlerini kendi üslubuyla yorumladı, bazılarını besteledi. "Üçüncü Şahsın Şiiri"ni genç besteci Selim Atakan besteledi, Alpay söyledi; İlhan bunu şiirle ilgili notlarına kendisi düştü. Hümeyra'dan Ahmet Kaya'ya uzanan İlhan yorumcuları arasında Alpay'ın yeri ayrıdır.
2024'te, 89 yaşında ve rahatsızken, Bodrum'daki evinde kendisini ziyaret eden muhabire İlhan'ın "Aysel" şiirini okudu. Anı kitabında gerçek bir yazar olamamaktan hayıflanır; yayınevi ise anılarını birer öykü tadında bulup tanıttı.
Şarkılar: bir seçki
Alpay'ın kendi hesabıyla 800 civarında şarkısı vardı; aşağıdaki seçki kariyerinin dönüm noktalarını izler.
Şarkı | Yıl | Not |
Norma Mia | 1964 | İlk 45'lik |
Kara Tren | 1965 | Erken dönemin hiti; "Alpay ve Arkadaşları"yla yeniden kaydedildi |
Final (şiir) / Kirpiklerin Ok Ok Eyle | 1967 | Okunmuş şiir ve Türkçe şarkı aynı plakta |
Fabrika Kızı | 1970 | Söz-müzik Bora Ayanoğlu; 30 bin satış |
Denizciler / Yapraklar Dökülmeden Gel | 1970 | Yetmişlerin ağır gitarlı sound'u başlıyor |
Can Karagözlüm | 1973 | Oksijenler ile |
Güven Parkı | 1975 | Albüme adını veren şarkı |
Eylül'de Gel | 1977 | Melodi Marc Aryan, söz Fecri Ebcioğlu; 45'liğin B yüzü |
Eylül'de Gel Demiştim | 1993 | "Eylül'de Gel"in devamı |
Ethem'in Sessiz Çığlığı | 2013 sonrası | Gezi'de öldürülen Ethem Sarısülük için |
Gözlerin | 2023 | "Alpay'a Saygı 2"de Ferhat Göçer yorumu |
Bunların yanında "Gitme", "Ayrılık Rüzgarı", "Dağların Arkasında Yar" ve "Ellerinde Güllerle" de en çok anılan şarkıları arasındadır.
Aşk, para, kulüpler
Dört kez evlendi; Tuluğ, Çağla ve Zeynep adında üç kızı oldu. Anılarında Kim Novak'a benzeyen Carmen'le Madrid ile İstanbul arasında yaşadığı aşkı anlatır.
İş hayatı da şarkıları kadar inişli çıkışlıydı. Çorapçı dükkânı açtı, battı; reklam ajansı kurdu, bıraktı; Kulüp Alpay ve Karpiç adında iki gece kulübü işletti. Müzikten iyi para kazandığını, bir o kadarını da dağıttığını söylerdi.
Anılarında Yurdatapan kardeşler, Fecri Ebcioğlu, Abdi İpekçi, Murat Sungar ve Atatürk'ün silah arkadaşlarından Hüsrev Gerede gibi dostları yer alır.
Dik duruş ve tartışmalar
Alpay pek protest şarkı yapmadı; kendini daha çok aşkla tanımladı. Ama sustuğu da olmadı: 2013 Gezi eylemlerinde Ankara'da başından vurularak öldürülen Ethem Sarısülük için "Ethem'in Sessiz Çığlığı"nı yaptı.
22 Mayıs 2019'da İstanbul'daki 50. sanat yılı konserinde "Ellerinde Güllerle"yi Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ve Berkin Elvan'a adadı. Bir ihbar üzerine hakkında terör soruşturması açıldı. Geri adım atmadı; onları anmak terörse kendisinin de terörist olduğunu, devletin eleştirilmesi gerektiğini söyledi.
Yine de kolay sınıflandırılamadı. Ertesi yıl Cumhurbaşkanlığı'nın düzenlediği Yeditepe Konserleri'nde sahneye çıktı; kendini sola yakın tanımlarken Erdoğan'a minnettar olduğunu söyledi, CHP'yi eleştirdi. 2021'de Zeki Müren'in abartılı üslubuyla sanat müziğine zarar verdiğini söyleyince Bülent Ersoy başta olmak üzere çok tepki aldı; hislerini samimiyetle ifade ettiğini söyleyip geri adım atmadı.
Son yıllar ve veda
On beş yıl Kocaeli'de yaşadı; dostlarını kaybedince Bodrum'a, Gündoğan'a yerleşti ve son yıllarını orada eşiyle geçirdi. 2022'de 55. sanat yılı için "Alpay'a Saygı" albümü yapıldı. İkinci albümde Ferhat Göçer "Gözlerin"i yorumladı, Kubat ve Fatih Erkoç da yer aldı; Alpay Gözde Ural'la "Sessiz Kalma"yı düet söyledi.
2023'te "Şarkılar Bizi Söyler" bir bölümünü ona ayırdı. 2024'te, 89 yaşında, Türkiye'de en çok şarkı yapan kişinin kendisi olduğunu, bir zamanlar büyük bir ankette ülkenin en iyi yorumcusu seçildiğini anlatıyordu.
14 Ekim 2026'da, bir süredir tedavi gördüğü Medical Park Antalya Hastanesi'nde öldü. Ölüm haberini gazeteci Nasuh Bektaş ve müzisyen Bora Gencer duyurdu; Gündoğan'da defnedilmesi planlanıyor. Tulgar'ın 2019'da yazdığı gibi, seksenlerinde de gençliğinin hikâyesine sahip çıkan bir adamdı.
Comments