top of page
Search

Duman Altında – 06.08.2026 Yukarı Kavrun’dan Samistal’a Bir Gün

  • Writer: Murat Igcioglu
    Murat Igcioglu
  • 16 hours ago
  • 3 min read


Dağ, insana önce yavaşlamayı; sonra sevmeyi öğretir.

Murat İĞCİOĞLU

Yürüyüş Lideri; Safa PİLAVCI,

Yürüyüşçüler, Murat-Hülya İĞCİOĞLU, Cafer EREL , Levent KARTAL, Levent YURDACAN, Gökhan AKÜZÜM, Gökçay ANIL


Sabah saat dokuzu biraz geçmişti. Yukarı Kavrun Yaylası’nın serinliği, çiğ tanelerinin otlara bıraktığı parlaklık ve dağların sessizliği, sekiz kişilik küçük grubumuzu karşılıyordu. Hepimiz biliyorduk: Kaçkar’da yürüyüş aceleye gelmez. Liderimizin sık sık hatırlattığı gibi, tembel adım yürüyüşün en temel kuralıdır; nefesle adımın uyumunu bozmadan, ritmi koruyarak ilerlemek. Dağda hız değil, liderlik ve disiplin önemlidir.


10.6 kilometrelik parkur boyunca birkaç kez mola verdik. Yol, kimi zaman dere kenarından kıvrılıyor, kimi zaman taşların arasından yükseliyor, kimi zaman da sisin içinden geçiyordu. Kaçkar’ın en karakteristik doğa olayı olan duman, öğleye doğru kendini göstermeye başladı.Yukarı Kavrunda levhalarda 5,4 km yazan uzaklık tanımı 10.6 km de son buldu. Sürekli kontrol etmemize rağmen uzaklığı kesin hesaplayamanın heyecanı Samislat'a vardığımızda hedefe ulaşmanın mutluluğuna bıraktı.


Duman Nedir? Kaçkar’ın Gizli Perdesi

Duman, bölgede nemli havanın ani sıcaklık değişimiyle yükselip yoğunlaşması sonucu oluşan, sis ile bulut arasında bir geçiş hâlidir.

  • Dağ yüzeyine çok yakın çöker.

  • Görüş mesafesini birkaç metreye kadar düşürür.

  • Rüzgârla değil, vadilerin nefesiyle hareket eder.

  • Bir anda gelir, bir anda kaybolur.

Kaçkar’da duman, sadece meteorolojik bir olay değil; coğrafyanın ruhudur. Yürüyüşçüye hem saygı hem dikkat öğretir. Duman çöktüğünde dağ, kendi sınırlarını hatırlatır.


Samistal Yaylası – Tarih, Kültür ve Bugünkü Yaşam

Samistal, Kaçkar’ın en eski yaylalarından biridir.

  • Hemşin kültürünün izlerini taşır.

  • Yaz aylarında Haziran’dan Eylül sonuna kadar yaşanır.

  • Kışın tamamen boşalır; kar ve fırtına yolları kapatır.

  • Geleneksel taş odalar, “maran” denilen depolar, ahşap salıncaklar ve küçük meydanlar yaylanın kimliğini oluşturur.

Samistal Yaylası, Rize'nin Çamlıhemşin ilçesinde, yaklaşık 2450-2600 metre rakımda yer alan, ağaç sınırının üzerinde kurulu, sal taşı denilen büyük taş kütlelerinden ve asırlık alçak tavanlı taş evlerden oluşan antik kent görünümlü, bölgenin en yüksek ve dikkat çekici yaylalarından biridir.

Tanımı ve Coğrafi Özellikleri

  • Rakım: Yaklaşık 2500-2600 metre yüksekliktedir.

  • Bitki Örtüsü: Yüksekliği nedeniyle etrafında hiç ağaç yoktur; tamamen taşlık ve alpin çayırlarla kaplıdır.

  • Mimari: Yöre halkı tarafından sal şeklindeki düzgün kesme taşlarla ve ahşap taşıyıcılarla inşa edilmiş, alçak tavanlı geleneksel yayla evleri bulunur.

Tarihi ve Geçmişi

  • Geçmişi: Yüzyıllık bir geçmişe sahip olan yayla, geçmişte yaklaşık 250 haneye ev sahipliği yapmış, dönemin en hareketli yerleşim yerlerinden biri olmuştur.

  • Kültürel Doku: Çamlıhemşin yöre halkının yaz aylarında hayvancılık yapmak ve göç etmek amacıyla kullandığı geleneksel mimariyi koruyan ender sit alanlarından biridir.

  • Ulaşım ve Bağlantı: Eskiden Pokut ve Hazindağ üzerinden patika yollarla ulaşılan yayla, günümüzde Ayder Yaylası veya Elevit-Trovit güzergahındaki yüksek dağ yollarıyla erişilebilir durumdadır.


Samistal’a Varış

Saat 14.10. Duman iyice çökmüş, yaylanın silueti görünmez olmuştu. Bir evin merdivenlerine oturduk; yorgunlukla değil, şaşkınlıkla. “Burada bir şey yok galiba,” derken, sisin içinden üç buzağı ve bir kız belirdi.

Yağmur, Fırat ve Şahin… Kulaklarındaki küpelerden isimlerini okuyabildik.

Kızın adı Emine. Kot pantolon, yeşil çizmeler, ince çerçeveli gözlükler… Gözlerinden mutluluk akıyordu. Bir buzağının ağzına iki parmağıyla meme yapmış, onu peşinden sürüklüyordu. Türkçesi tertemiz, sesi berraktı.

“On metre ileride arka sokakta meydan var, yanlış yerdesiniz,” dedi. Sis içinde kaybolur gibi yürüyüp gitti.


Meydan ve Çay Molası

Meydana vardığımızda iki yaş almış bir teyzemizle sohbet etmeye başladık. Adı Semiha. Bir anda içeri girip çay hazırladılar. Ardından bisküvi ve bir tabak kemalpaşa tatlısı getirdiler.

Eşi Hasan Keskin de geldi. Hemşin’in Mutlu köyündenmişler. Üç kuzucukları (buzağıları), üç ana inekleri ve bir de “ana olacak” genç düveleri varmış.

1970’lerde askerlik yapan Hasan Keskin’in anlattığı gibi, Boğaz Köprüsü’nün ilk telinin çekildiği günleri hatırlayan bir kuşağın emeğiyle şekillenmiş bir yayladır burası. Hasan amcanın çöplükte bulduğu Atatürk kaskını köye getirip Atatürk meydanı yapması, Samistal’ın tarihine küçük ama gururlu bir not düşmüş.

Tahta salıncak, küçük dere, taş oda, Maran ( depo )… Hepsi bir sadeliğin içindeydi. Samistal’ın yaşamı, insanın kalbine dokunan bir dinginlik taşıyordu.





Dönüş – 11 Kilometreyi Koşarak


Çay, sohbet, misafirperverlik… Yorgunluğumuzun yerini tuhaf bir hafiflik aldı. Sanki Semiha teyzenin gözlerindeki sevgi, Emine’nin buzağılarıyla yürüyüşü, Hasan amcanın keyifli gülüşleri ve Atatürk sevgisi, köprü ve askerlik anıları bize bir şey hatırlatmıştı:


Hayat bazen çok basit olabilir. Ve basitlik, insanı mutlu edebilir.


Bu duyguyla hepimiz neredeyse koşarak geri döndük. Saat 17.30’da Yukarı Kavrun’a vardığımızda, günün ağırlığı değil, güzelliği üzerimizdeydi. 1 haftalık yürüyüş ve Kaçkar yorgunluğunun yerini orada olmanın mutluluğunba bırakmıştı.


Öykünün Teması

Bu yürüyüş, sadece bir parkur değil;

  • Doğanın dumanla kurduğu sahne,

  • Yayla insanının sadeliği,

  • Misafirperverliğin sıcaklığı,

  • Liderliğin yürüyüşteki önemi,

  • Tembel adımın ritmi,

  • Ve insanın kendini yeniden hatırlaması…


Bu arada küçük bir not ekleyelim Safanın bizi hiç sıkmadan relax cesaretlendirici yönetimini de özetlemeden geçemeyeceğim.


Olgun Yaş Grupları İçin Tırmanışın Temel Felsefesi

Olgun yaş grupları için Kaçkar tırmanışı, gençlere göre farklı bir strateji gerektirir:

  • Tembel adım (slow step) ritmi: Nabzı düşük tutarak uzun süreli dayanıklılık sağlar.

  • Aklimatizasyonun önceliği: 2.500 m üzeri her yükseliş kontrollü olmalı.

  • Enerji yönetimi: “Hızlı değil, sürekli” prensibi.

  • Ego değil, denge: Zirveye ve hedefe giden yol, kendini zorlamaktan çok kendini korumayı gerektirir.


Hepsi bir araya gelip tek bir cümleye dönüştü:

Dağ, insana önce yavaşlamayı; sonra sevmeyi öğretir.



 
 
 

Comments


  • Facebook
  • LinkedIn
  • Instagram

©2022 by Experience.

bottom of page