Blaupunkt'tan 10 Yapay Asistana
- Murat Igcioglu
- 21 hours ago
- 2 min read


Bölüm 1: Tek Kanal, Yüz Mutluluk
Aydın'da bir ilkokul öğrencisiydim, dördüncü sınıf falan. O yıllarda mahallede "gurbetçi" statüsü bugünkü "girişimci" statüsünden daha havalıydı. Almanya'dan dönen komşumuz bir Blaupunkt televizyon getirdi ve bu, bizim sokakta neredeyse bir uzay aracının inişi gibi karşılandı. Babam pazarlık etti, televizyonu satın aldı, eve kurdu — ve birden biz "televizyonu olan aile" olduk. Statü bu kadar ucuza alınabiliyordu o zamanlar.
Sorun şuydu: kanal bir taneydi. TRT. Uzaktan kumanda diye bir şey yoktu çünkü zaten kumanda edilecek ikinci bir seçenek yoktu. "Kanal değiştir" cümlesi henüz icat edilmemişti. Yayın üç dört saat sürüyordu ve o üç dört saat boyunca bizim salon resmen mahalle kahvehanesine dönüşüyordu. Komşular, akrabalar, kimin çocuğu olduğu belirsiz insanlar — herkes gelip oturuyordu. Bugün "canlı yayın izleme partisi" diye pazarlanan şeyi biz 1970'lerde, çaydan ikram ederek, bedava yapıyorduk.
Evde telefon yoktu tabii. Telefon denen nesne sadece resmi dairelerde ve babamın çalıştığı yerlerde bulunurdu — yani telefon etmek için önce bir "izin" ve bir "makam" gerekiyordu. Bugün tuvalette otururken video görüşmesi yapan bir nesle bunu anlatmak, mağarada ateş yakmayı anlatmak gibi bir şey.
Bölüm 2: Numaralar Çoğalıyor
Sonra üçüncü kanal geldi, dördüncü kanal geldi. Her yeni kanal ailede küçük bir devrim sayılırdı. Telefon evlere yayıldı, sonra bilgisayarlar geldi, sonra "herkeste" bilgisayar oldu, sonra notebook'lar çıktı, sonra cep telefonları cebimize girdi, sonra internet, sonra e-mail, sonra "app" denen küçük ikonlar hayatımızı ele geçirdi.
Bunu bir AI'a anlattırsanız muhtemelen tertemiz bir zaman çizelgesi çıkarır: 1975 — Blaupunkt, 1980'ler — çok kanallı yayın, 1990'lar — ev telefonu ve PC, 2000'ler — cep telefonu ve internet, 2010'lar — akıllı telefon ve uygulamalar, 2020'ler — yapay zeka asistanları. Tak tak tak tak. Tarih bu kadar düzenli olsaydı keşke hayatın geri kalanı da böyle olsaydı.
Bölüm 3: Şimdi 10 Asistanım Var
Ve işte buradayız. Bir zamanlar tek kanal için mahalleyi salonuma toplayan adam, şimdi cebinde on tane yapay zeka asistanı taşıyor. Bunlardan biri fiyat araştırıyor, biri gözlük seçeneklerini döküyor, biri makale yazıyor (evet, şu an tam olarak bunu yapıyorum), biri muhtemelen bir köşede sessizce bana ne kadar teknoloji tükettiğimi hesaplıyor.
Bir zamanlar televizyon izlemek için üç saat beklerdik; şimdi bir soru sorduğumda cevap üç saniyede geliyor ve yine de "yavaş kaldı" diye söyleniyoruz. İnsanoğlunun sabır kapasitesi, bant genişliğiyle ters orantılı büyüyor galiba.
Son Söz: Kahvehane Nerede Kaldı?
Tek eksik olan şey şu: eskiden teknoloji bizi bir araya topluyordu — komşular, akrabalar, aynı salon, aynı ekran. Şimdi herkesin cebinde kendi asistanı, kendi ekranı, kendi baloncuğu var. Belki gelecekteki büyük icat, bir yapay zekanın "hadi herkes gelsin, birlikte bir şeye bakalım" diyebilmesi olacak. O gün gelene kadar, Blaupunkt'un o kalın çerçeveli siyah beyaz ekranını ve kahvehane gibi olan salonumuzu özlemeye devam edeceğiz — belki de asıl "yenilik", hâlâ o kalabalığı geri getirebilecek bir şey bulmaktır.



Comments